9 Haziran 2014 Pazartesi

Laflara Bak Laflara :)

Evet, yine kendime verdiğim tüm sözlere rağmen buradayım. Ama yanlış anlaşılmasın yapacak işlerimi bitirdim de geldim bu sefer. Zira bir cumartesi günümün 2 saatini de büroda oturarak geçirmek istemem :)

Gerçi gece yatarken "ne olursa olsun, işim olmasa bile akşam eve gidince bakacağım bloğa" dedim. Olmadı, olduramadım :) Aman ne yapayım yaa? Şimdi oturup da bunun için kendimi suçlayacak halim yok. Değil mi ama? :)

Can sıkıntısından o edebiyat sitesi senin bu felsefe sitesi benim diye gezinirken bazı diyaloglara denk geldim. Beğendiklerimi hemencik paylaşayım dedim. Bunlar en beğendiklerimdi. Sizi çok yorup da bana "off bu ne yaa bari link vereydin" dememeniz için seçici davrandım :)



Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve felsefesiyle ünlü
filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliğinden başka
hiçbirşeyi olmayan kibirli bir adamla karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe
geçmek mümkün değildir... Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben
bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek
gayet sakin şu karşılığı verir: 
- Ben çekilirim!!


Kulaklarının büyüklüğü ile ünlü Galile'ye hasımlarından biri:
- Efendim, demiş. Kulaklarınız, bir insan için biraz büyük değil mi?
Galile:

- Doğru, demiş. Benim kulaklarım bir insan için biraz büyük ama,

seninkiler bir eşek için fazla küçük sayılmaz mı?


Adamın biri Nazım Hikmet'e sakal bıraktığı için maymuna dönmüşsün demiş.O da cevaben:
--İyi o zaman başka tarafa döneyim 
demiş ve başka tarafa dönmüş.


Churchill, avam kamarasında konuşurken, muhalif partiden bir kadın milletvekili, Churchill' e kızgın kızgın şöyle seslenir: 
- "Eğer, karınız olsaydım, kahvenizin içine zehir karıştırırdım." 
Churchill, oldukça sakin kadına döner ve lafı yapıştırır: 
- "Hanımefendi, eğer karım siz olsaydınız, o kahveyi seve seve içerdim." 


Napoleon Bonapart İspanya'yı savaşta yendiğinde İspanya Kral'ı Napoleon'a;
Siz sadece para toprak ganimet elde etmek için savaşırsınız oysa biz şeref için savaşırız der.
Napoleon'da İspanya Kral'ına; Evet doğru herkes neye ihtiyacı varsa onun için savaşır.


Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi
- Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya başlayınca, Sokrat:
- Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi öldürülseydim!



Dostlarından biri, Fransız kralı 15. Lui' ye:
- Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç düşündünüz mü? Hiç kimse
budalalağı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle bir vergiyi seve
seve öder.
Kral, alaylı alaylı gülerek:
- Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş. Bu buluşunuza
karşılık, sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.


İyi laf sokmuşlar ama sevdim :) Bu cümleler karşısındaki surat ifadeleri sanırım g*t olmanın eş anlamlısı olmalı. Ay terbiyesizliğim mi üstümde ne  :)

Bunlar belki doğru belki de birileri bizimle fena eğleniyor bilemiyorum :)Neyse bu kadar yeter şimdilik. Kaçtım ben başbaş =))



8 Haziran 2014 Pazar

Kiiiim Ben Mi Kıskancııımm =)

Bazı konularda gerçekten değiştiğimi hissediyorum. Aslında bir yandan da hoşuma gidiyor bu durum. 

Sonsuz'un bir arkadaşı ve onun sevgilisiyle pikniğe gidecektik. Sonra Sonsuz geçen gün bana
 "pikniği biraz erteleyeceğiz galiba ben de arkadaşıma denize gideriz o zaman bir ara dedim" 
şeklinde bir cümle sarfedince üstüme alındım ve bu plana bir an benim de dahil olduğumu düşündüm. "Ama erkek erkeğe" deyince psikolojim aynı şu aşağıdaki velet gibiydi :D



Kıskançlık duygularım tavan yaptı. Tahmin edersiniz ki hemen çirkefe bağladım. "Neee erkek erkeğe mi? Hayatta olmaz. Bak işte Ağustos'ta ikimiz de izin alıp gideceğiz birlikte. Daha ne? Yeter o kadar tatil"
 diye söylenmeye başladım.

 Ama nasıl sinirliyim anlatamam. Bir yandan da sinirimden kahkahayla gülüyorum. Sonsuz'un keyfine diyecek yok tabi. Kıskanıldığı için nasıl mutlu. Gözlerinin içi parlıyor. Bir yandan da hala beni kızdırıyor "Kesin benim şarjım da biter orada" deyip duruyor.

İyice cinlerim tepeme çıktı. Aklıma geldikçe çıldıracak gibi oldum kaç gün :) Ama tuhaf bir şekilde bu kıskançlığım Sonsuzun çok hoşuna gitti. Bu konu açıldıkça mutluluğu yüzünden okunuyordu :) Bu kıskançlıkların normal olduğunu, huzursuz olacaksam gitmeyeceğini söyledi.

Sonra ben kendimi suçlu hissetmeye başladım. Sanırım bu değişime ayak uyduramıyorum henüz. İki gündür düşünüyorum da, sanırım gereksiz bir kıskançlık tribine girdim. Sonuçta ona güvenmiyor muyum ? Güveniyorum. (Gerçi arkadaşlarına güvenim sıfır ya neyse. İdare edeceğiz artık.) 

 Dün konuştuk ve gereksiz bir kıskançlık olduğunu artık böyle düşünmediğimi söyledim. Tabi bir ekleme de yaptım. "O şarj kesinlikle bitmeyecek" 

Umarım birkaç günlük tatili burnundan getirmem :D 1 saat sonra geri dönmezse iyidir :D

Ben hiç böyle kıskanç bir insan değildim yaa. Ne oluyor ki bana böyle acep ? 

Sonuç: Kiiim ben mi kıskancım? aaa aaa üstüme iyilik sağlık. Yok öyle birşey :)

7 Haziran 2014 Cumartesi

ÇİFT MİM ve Not :)



Sevgili Deep bloğunda üç mim birden yayınlamış. Yapmayan herkesi mimlemiş. Birini yaptığım için diğer ikisine bir el atayım dedim :)

*MOR MİM*

1- Hayatında en çok sevdiğin yön nedir ?
Hayatımın benim gibi bir zulüme sabredebilen sevdiğim insanlarla dolu olması :)

2- Sen hiç yağmurun altında ağladın mı ?
Yağmurun altında değil ama yağmuru izlerken ağlamışlığım vardır.

3- Diyelim ki sana üç dilek hakkı tanındı. Ama sadece insanları değiştirebileceksin. Neleri, kimleri yada hangi özellikleri değiştirirdin? 
** İlk işim kızlar arasındaki şu çekememezlik ve kıskançlık durumunu yok etmek olurdu. Ama bu o kadar imkansız ki sanırım bu dileğim yerine getirilmezdi :)
** Her türlü ayrımcılığın yok olmasını dilerdim.
** İnsanların birbirinden nefret etmediği bir yaşam isterdim.
Gördügünüz gibi dilek haklarımı tüm insanlık için kullandım.Hadi gene iyisiniz :) Çok fedakarım kahretsin :))

4- Sen hiç yaz yağmurunda denize girdin mi?
Hayır.Ama keyifli olabileceğini düşünüyorum.

5- Yaşadığın en gülünç durum nedir?
Bu soruya aslında cevabımı yazdım. Ama sonra baktım o kadar uzun oldu ki. Mimin devamını okumaya haliniz kalmayacağını düşünerek sildim. Hem anlatınca o kadar komik olmuyor kiii :) vee 6'ya geçiyorum.

6- Kendine ünlüler dünyasından bir eş yada sevgili seçebilseydin , kimi seçerdin ?
Bu soru bana birkaç sene öncesinde sorulmuş olsaydı bir çok kişi söyleyebilirdim. Ama nedense son zamanlarda bütün ünlüler dünyasından soğumuş durumdayım :P :D Yani öyle bir şahsiyet mevcut değil.

7- Hayatın bir film olsa hangi aktör yada artist oynasın isterdin ?
Sandra Bullock,Natalie Portman veya Kreatif Başkan'ın yorumundan esinlenerek Audrey Hepburn olabilir mümkünse :)
Gerçi benim hayatımdan film de olmaz ya neyse :)

8- Sen hiç halka açık bir alanda kimsenin ne düşündüğünü umursamadan ağladın mı ?
Evet birkaç defa ağlamışlığım var. Hem ben ağlamayı utanılacak bir şey gibi görmüyorum. O an içimden geliyorsa tutmam, tutamam  :) Ağlar ve bir oh çekip rahatlarım. Beni bu durumda yoran tek şey karşımdakinin yada etraftakilerin beni teselli etmeye çalışmasıdır. Bırakmıyorlar ki bir rahat ağlayayım :)

9- Superman mı? Batman mı?
Hiçbiri. Oldum olası itici gelmiştir bu ikisi bana.

10- Çocukken hepimiz bir nesneyi yada olayı başka bir şey zannederdik. Mesela Eyfel Kulesi'ni elektrik direği sanmak gibi. Senin böyle ilginç düşüncelerin var mıydı?
Çok çok küçükken televizyonda ünlüleri izlediğimde onların gerçekten var olduğuna inanmazdım. Sanki o insanlar aslında yoklar da sadece bizim tv izlememiz için yaratılmış karakterler diye düşünürdüm :)

11- Sence hayatın anlamı nedir?
Alışmak ve unutmak.


*HANGİSİ MİMİ*

Arkadaşınız saçlarını boyatmış, hiç yakışmamış. "Nasıl olmuş" diye sorunca ne dersiniz?
Eğer yakın bir arkadaşımsa zaten nasıl olmuş diye sormasına fırsat kalmadan sıralarım ben düşüncelerimi :) Ama olur da o benden önce davranırsa tabi ki kırıcı olmayan bir şekilde bu rengin onun yüzüne gitmediğini eski halinin daha iyi olduğunu söylerim. Sonra da amaaan kökü sende değil mi boşver, aklında kalmadı işte bu rengi de denemiş oldun, biraz kullan sonra yine boyatırsın deyip konuyu kapatırım :)

Ama çok yakın arkadaşım değilse hiç ilgilenmem açıkçası. İyi olmuş der ve pek yorum yapmam.

Evinizde hangisi olsun istersiniz ?
Üç duvarı  kocamaan kitaplıkla çevrili bir oda istiyorum. Diğer duvar da tamamen cam olacak dışarıyı görecek ve tavan da tamamen cam olacak. Günlerce o odadan çıkmayabilirim :)

İntikam
a-soğuk yenen bir yemektir
b-tatlıdır
c-gereklidir
d-gereksizdir
e-diğer(açıklayınız)
Aslında intikam alma hissi duyabileceğim pek bir şey yaşamadım. O yüzden şimdilik gereksiz diye düşünüyorum.Ama olur da bir gün başıma bunu hissettirecek bir olay gelirse bütün şıklardan ortaya karışık yapabilirim :)

Ülkeyi kötülerden temizlemek için hangisi olmayı isterdiniz ?
Hımm sanırım bu sorumluluğu almak istemem. O yüzden kalsın :)

Bu mimleri yapmayan herkesi mimliyorum. Evet bu defa biraz tembellik yaptım sanırım :) Ama yanlış anlaşılmasın. Bir çok kişinin bu mimleri yapmasından kaynaklanıyor. Yoksa biliyorsunuz ki link konusunda hiç üşenmem :)

Sonradan eklenen NOT: Bu mimleri evin çok yakınındaki düğünden gelen Bonzai şarkısının eşliğinde yazdım ve buna rağmen gayet sağlıklı cevaplar verdiğimi düşünüyorum :D

Yarım Kalan İşler ve Teşekkür Konulu :)

Merhaba...

Öncelikle bloğumdaki saat için  Ferhat'a  teşekkür ederim. Çok sevdim eline sağlık :) Kendisi her gün bloğuna yeni bir şeyler ekliyor. Ben de böyle işlerden anlamadığım için özeniyorum (bkz. fesatlık ve bkz. kıskançlık :)) haliyle. En son bloğuna saat eklediğinde isyan ettim yeter artık her gün kıskanacak bir şey çıkarıyorsun başıma diye . İstersen senin bloğun için de hediye saat yapabilirim deyince hayır der miyim hiç? Tabi ki hayır :)) Sonuç olarak benim de bir saatim var :)


***

Bu hafta içi büroda yeterince tembellik yapıp bütün günümü blogda geçirince bir sürü yarım kalan iş oldu tabi. Avukata çaktırmadım. Babamın iş yeri değil sonuçta. Bloglara bakıp kendimi kaybetmişken adamcağız ya beni dilekçe yazıyor sanıyor yada bilgisayardaki dilekçe örneklerine baktığımı sanıyor galiba :) 

16.00 gibi geldim büroya, işlerimi tamamladım. P.tesi gayet çalışkan stajyer modunda yazdığım dilekçeleri masasında görecek avukat. Ah bir bilse "nasıl olsa c.tesi gelir yazarsın Seda keyfine bak boşveeer" diyerek blogda fink attığımı. Ama ne yapayım canım bak geldim kapattım işte eksikleri. Güneşli bir c.tesi büroda olmam bile bir fedakarlık sayılır bence :)

  İşleri hallettiğim gibi de kendimi buraya attım gördüğünüz gibi :) Şu blog bağımlılık yaptı bende sanırım. Ama bu durumdan gayet hoşnutum.  Daha önce keşfedeydim iyiydi. Twitter ve facebookum hala kapalı. Uzun bir süre de açmayacağım sanırım. Tumblr alemine bir katılayım dedim ama nedense ısınamadım oraya bir türlü. Gerçi ısınmak için bir çaba gösterdiğim de söylenemez. Açtım kaldı öyle. Belki zamanla alışırız birbirimize.

Bugün bir güneş yüzü gördük hele şükür. Hemen incecik giyinip güneş gözlüğümle fırladım sokağa oh be. Ben güneş insanıyım. Sonsuzla bu açıdan  farklıyız. Hiç sevmez sıcak ve güneşli havaları. Hatta kışın o soğukta yürüyüş yapmaya da bayılır. Ben de soğuktan dişlerim birbirine vura vura eşlik ediyorum tabi ki :) Ama artık onun dönemi kapandı sayılır. Şimdi ellerimizin terlemesine aldırmadan ele ele gezme zamanı :)

Neyse eve gideyim ben artık :)

Musmutlu bir haftasonu sizinle olsun :))


4 Haziran 2014 Çarşamba

Mantıyla Geri Gelen Tencere ve Canına Susayan Menekşeler :)

Geçenki piknik heyecanımdan herkes haberdar zaten :) İşte o zaman sarmaları götürdüğüm tencere bugün mantıyla geri geldi :)

Sonsuz'un annesi her annenin de diyeceği gibi gelen tencere boş gitmez demiş :) Eline sağlık mantı yapıp götürmüş bizim eve. Ben göremedim yani henüz. Akşama yerim artık :)

Bu arada annesi bana menekşe verecek. İlk defa bir çiçeğim olacak. Çok heyecanlıyım. Bakalım benim çiçek bakımı konusundaki beceriksizliğime ne kadar dayanacak =) Eğer iki günde mahvedersem çiçekleri çok üzülürüm. Çünkü annesi "anneem, kızıımm,yavrularım benim" diye seviyormuş onları sularken :)

Artık çiçekleri öldürürsem de kısa zamanda çok iyiler çok güzeller çok iyi bakıyorum onlara diye yalan söyleyeceğim biraz  :) Sonsuz bunu okursa beni mahvedecek :D

En son annem 1 haftalığına İstanbul'a gittiğinde çiçekleri sulamayı unutma, gelince onları aynı bulmak istiyorum demişti. Ve ben her gün balkonda oturup keyif yapmama rağmen gözümün önünde kuruyup susuzluktan kendinden geçen çiçekleri hiç farketmedim :D Ta ki annem eve gelip de hiiiiii çiçeklerimin haline baak diye isyan edene kadar :D

Tabi söylediğim tek şey "aaa ben onları unuttum anne. Keşke telefonda hatırlatsaydın" oldu :) Yani bu çiçekleri yaşatmam için birinin beni hep sula onları diye dürtmesi lazım. Yoksa olmaz o iş :)
Ama zamanla alışırım herhalde.

Anlayacağınız bu gelecek menekşeler canına susadı :D

***

Normalde hiç Gülşen ve Murat Boz dinlemem. Ama birlikte söyledikleri şarkıyı sevdim. Youtube'dan klibi izlerken gözüm alttaki yorumlara takıldı. Herkes Murat Gülşen'i götürüyor türünde yorumlar yapmış. Ama neden kimse Gülşen'in Murat Boz'u götürdüğü açısından bakmıyor olaya anlamış değilim. Bence daha mantıklı bir bakış açısı :D

***

Bu arada hava bugün bildiğin kıştan kalma. Yağmur yağmur içim şişti vallahi. Bir taraflarım dondu. Evren bizimle dalga geçiyor sanırım. 

Bu aralar bürodaki günlerim de çok sıkıcı ve bir işe yaramayan şekilde geçiyor. Önceden hep birşeylerle ilgilenir, yapılacak hiçbir şey olmasa bile dosyaları okurdum. Ama iki haftadır sadece internette vakit geçiriyorum(şu anda da olduğu gibi), çay kahve içiyorum durmadan. Yalnız olsam bacaklarımı masaya uzatıp film izleyerek iyice bir keyif yapacağım ama maalesef :)
Kendime gelmeliyim bir an önce. Şurada 2,5 ay kaldı stajımın bitmesine. Belki de bu staj modundan sıkıldım bilmiyorum. Zaman bir yandan çok hızlı bir yandan da çok yavaş. Nasıl işime gelirse öyle :)






3 Haziran 2014 Salı

Güldüren Blog Ödülleri :)



Umut Hikayem bloğunun tatlı yazarı Şeyma bana ödül vermiişş :) Aslında sizleri güldüren şeyler yazdığımı düşünmüyorum pek. Ama o bendeki komik yanı gördüğünü söylemiş. (İçinizden yanlış görmüş dediğinizi duyar gibiyim :D ) 
Ayy heyecanlandım. Böyle anlarda konuşamam ben :D Gören de Oscar ödül törenindeyim sanacak :) Neyse çok çene çalmadan ben de ödüllerimi vermek istiyorum.

Öncelikle çok teşekkür ediyorum Şeyma'ya. İsmimi gördüğümde çok mutlu oldum :)

Tabi ki takip ettiğim her bloğu seve seve okuyorum. Ama bazıları var ki okurken hep gülümsüyorum, hatta bazen kıkırdıyorum :) İşte şimdi onların tek tek linklerini vermeliyim. Zorlu bir görev beni bekliyor :) İşte başlıyorum...

Çok neşeli ve yazdıklarıyla insanı gülümseten, neşesini olduğu gibi yansıtabilen bir blogcan :)

Yazına "Nan" diye başlamanı çok seviyorum Admin Panpa :) Gözlemlerini ve fikirlerini çok keyifli bir dille anlatıyor.

Yazdıklarını öyle bir okuyorum ki sanki karşımda  bana anlatıyor gibi geliyor bazen :) Kendini hem iyi hem de olumsuz yanlarıyla o kadar güzel aktarıyor ki gülmeden edemiyorum :)

Yumi ilk blog arkadaşlarımdan biri :) Her ne kadar okul nedeniyle pek zaman ayıramasa da bu aralar umarım en kısa zamanda döner sahalara :) Xcanla olan olaylarını okuyup gülümsemeyi özledim :)

Onu çok seviyorum tatlışım benim :) O kadar cana yakın ki. Sanki yıllardır tanıyormuşum gibi hissediyorum okurken. Beni gülümseten, güldüren blogcanlardan biri kendisi :)

Bloğunu yeni keşfettim. Birçok yazısını okudum ve gerçekten keyifli bir blog. Bundan sonra sıkı takipçisiyim :)

Severek okuduğum bloglardan biri. Ama çok özletti kendisini. Dön artık ve çok sık yaz :)

Takip ettiğim en farklı bloglardan biri olduğunu düşünüyorum. Ve yazarının gerçekten çok yaratıcı olduğuna eminim :) 

Keyaki'nin de yeri ayrı bende. Yazılarını okumayı çok seviyorum. Blog ismine bayılıyorum :) 

Mynaa :) Hep neşeli cıvıl cıvıl bir kız. Okurken gülümsememek elde değil :) Ayırca kullandığı karikatürler de çok eğlenceli :)

Özellikle yazılarının sonundaki notlara bayıldığımı biliyorsun zaten narkoz =)

Buddha bence bir efsane :) Yazılarını dizi takip eder gibi heyecanla bekliyorum :)

Deeepp :) Tanıdığım ilk bloggerlardan biri.  Bazı esprilerin hala aklımda Deep Gönül yazar gibi =)

Titania'nın bloğunu ilk keşfettiğimden beri sıkı takipçisiyim :) O benim blog ismimi çok seviyor. Ben de onunkini çok beğeniyorum. Takip etmeye başladığımda ilk düşündüğüm şey yaratıcı bir isimmiş oldu :)

Blog ismi bana çok farklı gelmişti. Severek okuduğum bloglardan. Bloğunun görünümüne de bayılıyorum ayrıca. 

Yazdıklarına çok gülüyorum :) Ayrıca çok yaratıcı ve zeki bir insan olduğunu düşünüyorum. Yorumuma cevap yazarken Dördüncüblablabla yazdığından beri özellikle :D

Şeymacım benimm :) Bu ödülden sana da vermezsem vallahi içimde kalır :) o kadar pozitifsin ki her yazdığın bende bir gülümsemeye sebep oluyor. Hep böyle neşeli ve mutlu ol :)

Bu aralar biraz karamsar olsa da çok tatlı ve gülümseten bir blog yazarı. Eminim yakın zamanda eski neşesine kavuşacak.

Eğer kaldığı yerden devam ederse eski yazdıklarına bakılırsa bence güzel ve komik bir blog olacak :)

Yukardaki açıklama burada da aynen geçerli. Buradan pastel yaşam yazarına sesleniyorum :D En kısa zamanda devamını bekliyorum !! Anladı o beni bence :)

Şimdi ödülü dağıtma sırası sizde :) 

Her ne kadar link işi zor olsa da çok keyif aldım yazarken. Bu ödülleri çeşitlendirmeliyiz bence :) Hem ben bu ödül sayesinde yeni bloglar da keşfettim. Bence harika birşey oldu :)

Şeyma'ya tekrar teşekkür ederim.

Sevgilerle... Seviyorum Sizleri :)

"MAVİ GÖZLÜ DEV" ANISINA...




Seni düşünmek güzel şey,ümitli şey,
Dünyanın en güzel sesinden
En güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey...
Fakat artık ümit yetmiyor bana,
Ben artık şarkı dinlemek değil,
Şarkı söylemek istiyorum...

NAZIM HİKMET RAN