çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çiçek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Haziran 2014 Çarşamba

Mantıyla Geri Gelen Tencere ve Canına Susayan Menekşeler :)

Geçenki piknik heyecanımdan herkes haberdar zaten :) İşte o zaman sarmaları götürdüğüm tencere bugün mantıyla geri geldi :)

Sonsuz'un annesi her annenin de diyeceği gibi gelen tencere boş gitmez demiş :) Eline sağlık mantı yapıp götürmüş bizim eve. Ben göremedim yani henüz. Akşama yerim artık :)

Bu arada annesi bana menekşe verecek. İlk defa bir çiçeğim olacak. Çok heyecanlıyım. Bakalım benim çiçek bakımı konusundaki beceriksizliğime ne kadar dayanacak =) Eğer iki günde mahvedersem çiçekleri çok üzülürüm. Çünkü annesi "anneem, kızıımm,yavrularım benim" diye seviyormuş onları sularken :)

Artık çiçekleri öldürürsem de kısa zamanda çok iyiler çok güzeller çok iyi bakıyorum onlara diye yalan söyleyeceğim biraz  :) Sonsuz bunu okursa beni mahvedecek :D

En son annem 1 haftalığına İstanbul'a gittiğinde çiçekleri sulamayı unutma, gelince onları aynı bulmak istiyorum demişti. Ve ben her gün balkonda oturup keyif yapmama rağmen gözümün önünde kuruyup susuzluktan kendinden geçen çiçekleri hiç farketmedim :D Ta ki annem eve gelip de hiiiiii çiçeklerimin haline baak diye isyan edene kadar :D

Tabi söylediğim tek şey "aaa ben onları unuttum anne. Keşke telefonda hatırlatsaydın" oldu :) Yani bu çiçekleri yaşatmam için birinin beni hep sula onları diye dürtmesi lazım. Yoksa olmaz o iş :)
Ama zamanla alışırım herhalde.

Anlayacağınız bu gelecek menekşeler canına susadı :D

***

Normalde hiç Gülşen ve Murat Boz dinlemem. Ama birlikte söyledikleri şarkıyı sevdim. Youtube'dan klibi izlerken gözüm alttaki yorumlara takıldı. Herkes Murat Gülşen'i götürüyor türünde yorumlar yapmış. Ama neden kimse Gülşen'in Murat Boz'u götürdüğü açısından bakmıyor olaya anlamış değilim. Bence daha mantıklı bir bakış açısı :D

***

Bu arada hava bugün bildiğin kıştan kalma. Yağmur yağmur içim şişti vallahi. Bir taraflarım dondu. Evren bizimle dalga geçiyor sanırım. 

Bu aralar bürodaki günlerim de çok sıkıcı ve bir işe yaramayan şekilde geçiyor. Önceden hep birşeylerle ilgilenir, yapılacak hiçbir şey olmasa bile dosyaları okurdum. Ama iki haftadır sadece internette vakit geçiriyorum(şu anda da olduğu gibi), çay kahve içiyorum durmadan. Yalnız olsam bacaklarımı masaya uzatıp film izleyerek iyice bir keyif yapacağım ama maalesef :)
Kendime gelmeliyim bir an önce. Şurada 2,5 ay kaldı stajımın bitmesine. Belki de bu staj modundan sıkıldım bilmiyorum. Zaman bir yandan çok hızlı bir yandan da çok yavaş. Nasıl işime gelirse öyle :)