staj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
staj etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2014 Çarşamba

Normale az kala :)

Artık normal yazılarıma bir başlangıç yapmak istedim.Zor zamanları yavaş yavaş geride bırakıyorum.Daha doğrusu geride bırakmak değil de alışmak,kabullenmek diyelim biz buna. Bugünlerde beni mutlu eden en güzel şey annemin kendini daha iyi hissetmesi. Kıyamıyorum ona hiç. Bazen azıcık tartşıyoruz da içime öküz oturuyor resmen :)

Ablam,yeğenim bizdeydi.Yeni gittiler.Ev kalabalık olunca zaman o kadar hızlı geçiyor ki. Eylül'ün de ortasına gelmişiz neredeyse. Artık staj tantanasından da kurtuldum.Ruhsatım da 15 güne kadar gelir diyorlar. Artık herşey daha belirli, daha ciddi geliyor gözüme.Çalışma şartlarımızı da konuştuk. Bürodaki işleri tamamen ben üstlenip yorulacağım. Çok mutluyum bunun için,çok hevesliyim.Bir zaman sonra yorgunluktan küfür edeceğimi de biliyorum ama olsun :) 

Daha önce Pucca'nın kitaplarını çoktan aldığımı ve bir türlü okumadığımı söylemiştim.Canım okumak istemediği dönemde 3 tanesini çıkardım aradan.Bana ne mi kattı? Hiçbirşey.Zaten öyle bir beklentim de yoktu.Amaç kafa dağıtmak. Çok abartılı bulduğum yerler de oldu. Hatta bazen yok artık iyi sallamış bu kadar hayalgücü fazla dediğim de oldu :) 

Aslında Pucca sayesinde bir kaç bloğu okumamaya karar verdim. O blogları çok farklı,samimi, keyifli ve eğlenceli bulurdum.Meğer Puccavari birşey olmaya çalışmışlar.Kullandıkları bazı kelimeler bazı cümleler espriler tıpatıp aynı. Hatta bazı olaylar bile ! Ne yani o kelimeleri başkası kullanamaz mı diyeceksiniz şimdi. Tabi ki kullanır ama benim anlatmak istediğim farklı birşey.Tarz tamamen aynı işte ne bileyim bir tuhaf geldi bana.

Akşam da o kadar sıkıldım ki ne yapsam ne yapsam diye düşünürken Friends izlemeye başladım. 3 bölüm izledim ve gerçekten çok sevdim çok tatlılar :) Uzun zamandır dizi izlemiyordum bence de zamanı gelmişti.

Bu arada Serkan'ı yeğenim ve ablamla tanıştırdım. Ablamla biraz ayaküstü oldu ama yeğenim beni çok kıskanmasına rağmen Serkan'ı sevdi.Pazar günü de birlikte kahvaltıya gidiyoruz.Sonra da belki bir sinema yaparız.Küçük hanım film de beğenmiyor.En son Serkan'la Herkülü izlediğimizi söylemiştim :) "Ama ben öyle film istemem romantik birşeylere gidelim" diyor yüzümüze bir de utanmadan :)

Serkan adım adım aileye doğru ilerliyor ama bakalım :) 

Benden haberler bu kadar şimdilik. 
Hoşçakalın...

4 Haziran 2014 Çarşamba

Mantıyla Geri Gelen Tencere ve Canına Susayan Menekşeler :)

Geçenki piknik heyecanımdan herkes haberdar zaten :) İşte o zaman sarmaları götürdüğüm tencere bugün mantıyla geri geldi :)

Sonsuz'un annesi her annenin de diyeceği gibi gelen tencere boş gitmez demiş :) Eline sağlık mantı yapıp götürmüş bizim eve. Ben göremedim yani henüz. Akşama yerim artık :)

Bu arada annesi bana menekşe verecek. İlk defa bir çiçeğim olacak. Çok heyecanlıyım. Bakalım benim çiçek bakımı konusundaki beceriksizliğime ne kadar dayanacak =) Eğer iki günde mahvedersem çiçekleri çok üzülürüm. Çünkü annesi "anneem, kızıımm,yavrularım benim" diye seviyormuş onları sularken :)

Artık çiçekleri öldürürsem de kısa zamanda çok iyiler çok güzeller çok iyi bakıyorum onlara diye yalan söyleyeceğim biraz  :) Sonsuz bunu okursa beni mahvedecek :D

En son annem 1 haftalığına İstanbul'a gittiğinde çiçekleri sulamayı unutma, gelince onları aynı bulmak istiyorum demişti. Ve ben her gün balkonda oturup keyif yapmama rağmen gözümün önünde kuruyup susuzluktan kendinden geçen çiçekleri hiç farketmedim :D Ta ki annem eve gelip de hiiiiii çiçeklerimin haline baak diye isyan edene kadar :D

Tabi söylediğim tek şey "aaa ben onları unuttum anne. Keşke telefonda hatırlatsaydın" oldu :) Yani bu çiçekleri yaşatmam için birinin beni hep sula onları diye dürtmesi lazım. Yoksa olmaz o iş :)
Ama zamanla alışırım herhalde.

Anlayacağınız bu gelecek menekşeler canına susadı :D

***

Normalde hiç Gülşen ve Murat Boz dinlemem. Ama birlikte söyledikleri şarkıyı sevdim. Youtube'dan klibi izlerken gözüm alttaki yorumlara takıldı. Herkes Murat Gülşen'i götürüyor türünde yorumlar yapmış. Ama neden kimse Gülşen'in Murat Boz'u götürdüğü açısından bakmıyor olaya anlamış değilim. Bence daha mantıklı bir bakış açısı :D

***

Bu arada hava bugün bildiğin kıştan kalma. Yağmur yağmur içim şişti vallahi. Bir taraflarım dondu. Evren bizimle dalga geçiyor sanırım. 

Bu aralar bürodaki günlerim de çok sıkıcı ve bir işe yaramayan şekilde geçiyor. Önceden hep birşeylerle ilgilenir, yapılacak hiçbir şey olmasa bile dosyaları okurdum. Ama iki haftadır sadece internette vakit geçiriyorum(şu anda da olduğu gibi), çay kahve içiyorum durmadan. Yalnız olsam bacaklarımı masaya uzatıp film izleyerek iyice bir keyif yapacağım ama maalesef :)
Kendime gelmeliyim bir an önce. Şurada 2,5 ay kaldı stajımın bitmesine. Belki de bu staj modundan sıkıldım bilmiyorum. Zaman bir yandan çok hızlı bir yandan da çok yavaş. Nasıl işime gelirse öyle :)