Bugün yerimden hiç kalkmadım desem doğru söylemiş olabilirim. Bir tek öğle yemeğinde ayrıldım koltuktan. Artık oturan yerlerim sızım sızım sızlamaya başladı sanırım. İşten çıktığımda yürüyememekten korkuyorum. Yürümeyi unutmuş olabilir miyim acaba? Yok artık :D
Her açıdan değişikliğe ihtiyacım olduğu o kadar bariz ki. İçimden bir ses kükreye kükreye bunu bağırıyor. Ben de ona küfredip "sus lan otur yerine" diyorum :D Saçımı bile kestiresim varsa evet benim değişikliğe ihtiyacım var demek oluyor bu.
Neyse çok şikayet etmeyeyim tatilime 26 gün kaldı şurada. Geri sayım başladı yehhuu :)
Ablamla yiğenim bizde. Kendime ayıracak bir dakikam bile yok. İşten eve gidiyorum sürekli benden birşeyler isteniyor. Akşama oraya gidelim buraya gidelim. Durmadan bana sorulmadan yapılan planlara dahil olmak zorunda kalıyorum. Kimseyi kıramıyorum yaa off melek gibiyim kahretsin :D
Bakalım bu akşam nerede alacağız soluğu? Dün eve gittiğimde yiğenim yine "of sıkıldım ben nereye gitsek dışarı mı çıksak" triplerine başladı. Ergen işte. Hiçbirşeyden memnun olmuyor ki. Alıp Paris'e götürsen orada da sıkılır yeminle. Önce herkes "yok çıkmayalım bu akşam balkon sefası yapalım" dedi. Saat 10a gelirken birden ayaklanıverdiler. E bana da kalkıp hazırlanmak düştü. Karşı gelmek ne mümkün ergen hanımefendiye. Sonra onun suratını mı çekeyim :)
Zaten laptopunu da getirmemiş. Bu yaştan sonra bilgisayar kavgası yaptırtacaklar bana. Neredeyse "ama sıra bendeydi yaa" diye isyan etmek üzereyim. Hiç de anlamam ki bu tür kavgalardan. Bilgisayarımı hep tek başıma kullandım :) Laptopuma dokunmayalı günler oldu. Çünkü Güneşi beklerken diye salak bir ergen dizisi var ya. Heh işte koca gün internetten onu izliyor oturup. Günde kaç bölüm izlediğini tahmin edemiyorum. Oradaki Kerem'i görünce ağzının suyu akıyor da.
Evde televizyonun yüzüne bile bakmayan benim gibiler için laptopsuzluk ne zormuş meğer. Köşesindeki kırmızı oje lekemi görmeyi bile özledim. İlk defa şu akıllı telefonlar için şükrettim diyebilirim.O da olmasa fıttıracakmışım yani.
Bugün blog açtığım için bir kez daha mutlu hissettim kendimi. Daha önceden ne yapıyormuşum ben ya ? Hiç hatırlamıyorum valla bak. Sanki blogla çıkmışım anamın karnından.
Az önce Deep'in verdiği son ödülleri gördüm. O kadar çok blog linki koymuş ki dayanamadım. Hepsine tıklayıp beğendiklerimi gözüme hoş ve takip edilesi gelenleri takip etmeye başladım. Kendime geldiğimde gözlerim çift görür gibiydi, midem bulanıyordu ve kusasım vardı. Çünkü o kadar çok blog var ki keşke yarıya bölseydim :D Ve Deep'i bir kez daha tebrik edesim geldi sabrından dolayı :) Tebriklerimi yolluyorum buradan :)
Ayrıca bu aralar farkediyorum ki takip edilesi blog görünüm tercihlerim varmış benim. Neymiş bunlar derseniz. Bunu kelimelerle ifade edemem. Anlık bir his sadece. Bazıları o kadar itici geliyor ki hemen uzaklaşmak istiyorum oradan. Zaten öylelerini de takip etmiyorum. İçim daralıyor. Okuyamıyorum. Şimdi "ayy ne ukala" dediğinizi duyar gibiyim :D Ama öyle bence herkesin böyle tercihleri vardır. Herkes her bloğu okumuyor sonuçta. Benimki çok mu güzel yoo hiç de değil :) Ama sevmeyenler de okumuyordur yani.Çok normal birşey.
Barolar Birliği'nden kargo gelmiş eve. Az önce ablam aradı. Kitap göndermişler. Ne kadar düşünceliler aman allahım.Bizim talebimiz olmadan kargolar geliyor eve :D Aynı kanunlardan sayısız tane var elimde. Umarım kanun değildir yine.
Artık tatil için alışveriş yapmak istiyorum ya. Kabinde denemek için sayısız etek elbise şort alıp kabinin içinde debelenmek istiyorum. Büyük ihtimalle de bana eşlik edecek olan ablama güzel mi nasıl durdu yakıştı mı diye işkenceler yapmak istiyorum. Of çok güzel ya :D
Neyse çok zırvaladım. Gidiyorum ben :)






.jpg)

