aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2014 Salı

AŞK MİMİ ♥



yaz-(s)aklan-kaç Aşıkım Mimini cevaplamamı ister de ben geri çevirir miyim hiç :)

Aşkı nasıl tanımlarsın?
Aslında aşkın karşılıklı yada karşılıksız oluşuna göre değişebilir bu tanım. Ben karşılıklı olan için tanımımı yapmayı tercih ederim :)
Bence AŞK:Sevgi+Heyecan+Bağlılık+Kıskançlık+Karın bölgesindeki kelebekler+Hayaller+Tatlı Tripler+Bolca Gülücük+Sahiplenmek+Özlemek.
En belirgin hissettiğim duyguları yazmak istedim :)

Sen hiç aşık oldun mu?
Evet şu an aşığım ki :)

Hayalindeki aşk nasıl birşey?
Aslında önceden olsa gerçekten aşkın böyle birşey olduğuna inanmazdım. Bana sadece alışkanlıkmış gibi gelirdi aşk.Ama değilmiş.Tam da hayalimdeki aşka sahibim.

Aşk öznel midir?
Tabi ki özneldir. Biraz da insanın beklentileriyle alakalıdır. Mesela kimileri aşkını seçerken mantığını kullanır. Kalbinin sesini duymazdan gelebilir. Kimileri için aşk para yada statü olabilir mesela. Kimileri de sadece huzur ve mutluluk arar. Fazlasıyla öznel bir duygu bence.

Sana aşık olduğunu söyleyen birine nasıl karşılık verirsin?
Bana aşık olan kişiye ben de aşık olduğum için herşey çok güzel :)
Ondan başka biri bunu söylese şu an tabi ki umrumda olmaz.

İlk görüşte aşka inanır mısın?
İnanmıyorum.Bence insanlar ilk görüşte sadece birbirinden hoşlanabilir.Ama aşk biraz imkansız gibi geliyor.

Aşk bir su mudur içip kudurduğun ?
Bu soru bir harika ya :D Hmm aslında evet düşününce insan her zaman daha fazlasını istiyor.

Aşkı bilene, derdi çekene mi sormalı?
Evet kesinlikle :D

Aşkla vişnenin ne alakası olabilir?
Vişne deyince aklıma hemen şarap gelir. Şarap deyince de nedense aşkı ve kadını simgeliyor bana. Tuhaf ama öyle işte.

Aşkla sevgi karşılaştırılmalı mıdır?
Bu iki duygu birbirine benzemesine rağmen aynı zamanda farklıdır da.Bir çok insanı sevebiliriz ama bizim için özel birine duyduğumuz sevgi aşk bence. O kişinin özel olması da ilk soruda belirttiğim duyguları beraberinde getirir.Ve işte sevginin aşklaşmış halinin formülü budur bence :)

En etkilendiğiniz aşk filmi hangisi?
Gerçekten öyle bir film yok benim için.

En hoşunuza giden aşk romanı hangisi?
Okuduğum kitaplar konusunda çok unutkan olduğumu bilmeyeniniz yok sanırım :) Ama Hasret ve Mart Menekşeleri'ni çok beğendiğimi söyleyebilirim.

Son olarak aşkta romantizm nasıl olur, en romantik haliniz nasıldı?
Vuhuuu ne kadar da müstehcen bir soru :D
Çok romantik bir insan olmadığımı söylesem yeterli olur sanırım :) Sorunun ikinci kısmı hak verirsiniz ki fazlasıyla özel :D


26 Eylül 2014 Cuma

Ukala Aşk


Bu sokaklarda ilk dolaştığım günü hatırlıyorum da.. Sanki şu an kadar yakındı bana.. 

Kendime uygun bir ev bulamamıştım bir türlü. Artık ayaklarımda derman kalmadığını hissettiğimde ilk gördüğüm kafeye girdim. Uzunca bir süre menüye bakıp sakızlı muhallebide karar kıldım. Yanına da bir türk kahvesi. E tabi sigarasız da olmaz. O yüzden dışarıda oturmaya karar verdim.

Yan masamda oturan avrupai kılıklı adam dikkatimi çekmişti. İster istemez gözüm kayıyordu. Sanmayın ki çok beğendiğimdendi. Bildiğin iticiydi adam yahu. Elinde piposuyla insanlara hepiniz cahilsiniz dünya benim etrafımda dönüyor bakışı atıyordu. 

Dikkat çektiğimi düşünüp gözlerimi ayırdım adamdan. Etrafı incelemeye başladım. İçeride farklı bir dekorasyon vardı. Girişte sağ taraftaki taş plak eminim ki herkesin dikkatini çekiyordu. Duvarlardaki resimler biraz fazla abartılıydı. İnsanın başı dönüyordu sanki baktıkça. Neyse ki dışarda oturuyorum diye geçirdim içimden. O anda ortama uymayan bir şarkıyı işitmeye başladım. PSY çalıyordu resmen. Yok artık insan müzik listesini de ortama uygun ayarlar biraz diye düşünürken değişiverdi şarkı. Hmm bu fena değildi. Hey mambo dinlerken her zaman keyif aldığım bir şarkıydı.

Sıcak da öyle fena bastırdı ki.Annem gibi elimde yelpaze sallayıp durmayı ne çok isterdim. Annem demişken yastık kılıfımın içinde sakladığım aile fotoğrafını yanıma aldığımdan emin olmak için çantama baktım. En azından hasretimi dindirirdi baktıkça belki.Yada daha çok ağlatırdı ne bileyim.

Daha yapacak çok işim var diye düşüncelere dalmışken yan masadaki adamın kalkmaya hazırlandığını farkettim. Cüzdanını çıkardı ve hesabı ödeyip çıktı. Garsonu çağırışından bile ukalalık akıyordu.

Ardından ben de kalktım. Hesabı getirmelerini beklerken yere düşmüş birşey dikkatimi çekti. Pipolu beyefendi ehliyetini düşürmüştü. Hesabı ödeyip hemen çıktım. Az ilerde yavaş yavaş ilerlediğini gördüm ve koşmaya başladım. Sonunda duyurabilmiştim kendimi. Suratıma bakarken bile küstahtı adam. Teşekkürü bile zordandı. O an neden koştum ki sanki peşinden diye bir pişmanlık kapladı içimi.

***
Anılardan sıyrıldığımda gülümserken buldum kendimi. Nereden bilebilirdim ki bu ukala adamın karşıma çıkmasının bir sebebi olduğunu. Aşık olduğumu kabullenmem zaman aldı evet ama mutluydum. Her zamankinden çok...

***

Güzel ve farklı bir mimdi.Sevdim :) Çelen'in Sazı ve Ekmek Kırıntısına teşekkür ederim. Ama biraz zorladı açıkçası :) 

Mim konusu şöyle; pipo, cahil, taş plak, PSY, yelpaze, sakızlı muhallebi, yastık kılıfı, ehliyet  
Bu kelimelerle bir hikaye yada istediğimiz birşey yazmamız gerekiyor.

Ben de Özge Kara'yı mimliyorum.Eminim ki ondan güzel bir hikaye çıkacak :)


10 Temmuz 2014 Perşembe

15 Soruda Duygular Ortaya Çıksın Mimi :)


Sevgili Şeyma beni mimlemiş. Mim delisi olduğumu biliyorsunuz zaten :)

Bu mimi cevaplayanlarda görüp "mimleseler de yapsam yaa" diye geçiyordu içimden. Şeyma bunu hissetti sanırım :) Teşekkür ederim Şeyma'cım :*

1-En çok kırıldığın / İncindiğin kelime ?
"Sen yapma bari" yada "onun kadar olamadın" kelimeler bütünü beni oldum olası sinir etmiştir. Kimseye bunları söylemem. Bana söylenmesinden de hoşlanmam. Eğer sevdiğim biri söylediyse de üzülür ve kırılırım.

2-Herkesin kullandığı bir kelime olur.Ama senin için bir insan olur.O özel insan o kelimeyi kullanınca alınırsın. Ne düşünüyorsun?
Tek bir kelime olarak bunu ifade edemiyorum şu anda. Ama özel bir insan beni olumsuz anlamda başkalarıyla kıyaslayan herhangi bir şey söylediğinde fazlasıyla alınırım. Bu kin duymama sebep olmaz ama asla unutamam söyleneni.
Benim için özel bir insan değilse zaten umrumda olmaz :)

3-Seni en çok duygulandıran şarkı?


Çook uzun zamandır bunu günde belki 10 defa dinliyorum.İlk defa bir şarkıdan hiç bıkmadım. Sesine bayılıyorum ♥♥

4-Daha önce seni bırakan biri geldi. Senden bir şans istedi sen de o şansı verdin. Ama buna rağmen yine bırakıp gitti. Şimdi yine pişman ne yaparsın?
Hmm bu soruya kafa yorasım gelmedi yaa. Hiç sevmedim :) Bazen ikinci bir şansı hakedenler olur. Ama üçüncü şans hakedilir mi bilemiyorum.

5-Nefret mi? Aşk mı ?
Sonuna kadar aşk diyorum :)

6-Birinin kalbini kırdığında nasıl gönlünü alırsın?
Kimin kalbini kırdığıma bağlı :)
Rahat rahat sırnaşıp gönlünü alabileceğim biriyse elimden gelen herşeyi yaparım :) Mesela annemi üzdüysem o bana yüz vermedikçe sarılır öper yanaklarını sıkar ve güldürene kadar da asla bırakmam. O kadar da yapışkanım işte :D
Ama çok yakın olmadığım bir insansa özür dilemekte zorlanabiliyorum bazen. Anlatamadığım utançla karışık bir duygu hissediyorum bu zamanlarda :)
Tabi çok çok büyük bir hata yaptıysam ve bu yüzden kalp kırdıysam özür dilemek boynumun borcu :)

7-Nasıl ağlarsın bağırarak mı? İçine atarak mı?
Bağırarak ağlamam pek. Ağlayamam daha doğrusu :)  Genelde sessiz bir şekilde ağlarım. Hatta bazen sadece gözyaşlarımın aktığı bile olur :)
Zaten en nefret ettiğim şeylerden biri ağlarken teselli edilmektir. Yahu bırakın bir rahat rahat içimi dökeyim değil mi :) Teselli edilince de daha çok ağlama krizine girerim. O yüzden evdeyken bile annem duyup da beni teselli etmeye gelmesin diye sessizce ağlamayı tercih ederim :)

8-En korktuğun şey?
Birincisi sevdiğim birini yada birilerini her ne şekilde olursa olsun kaybetmek. Küslük,kırgınlık da buna dahil. Sevdiğim insanları kırmaktan da çok korkuyorum.
İkincisi işimle ilgili çok büyük bir hata yapıp birinin hayatında kötü bir olaya sebep olmaktan korkuyorum bu aralar. Böyle bir kaç olay yaşayanları gördüm ve korkuyorum :( Belki doktor değilim, sağlık söz konusu değil ama insanlar haklarını, hukuki problemlerini bize emanet ediyorlar sonuçta. Yani dolaylı yoldan ruh sağlığını emanet etmiş oluyorlar. Ve ben işimi iyi yapamayıp vicdanımın beni rahatsız etmesinden korkuyorum.

9-Ruhun sıkıldığında ne yapmayı seversin?Kendini nasıl sakinleştirirsin?
Genelde Serkan'la buluşmak yada en azından telefonda konuşmak bile içimi rahatlatıyor ruhum sıkıldığı zamanlarda. Zaten o da sesimi duyduğu gibi anlıyor bir sorun olduğunu. Ses tonum düzelene kadar da elinden geleni yapıyor kıyamam :)
Bazen de kitap okumak çare olabiliyor. Aklımı başka bir yere yönlendirmek iyi geliyor. Yada kendimi hiç yormam ve yatıp uyurum saatlerce :)

10-Bazen kızılmasından hoşlanırsın. Peki en çok ne için kızılmasından hoşlanırsın?
Bazen Serkan'la buluşacağımız zaman dediğimiz saatte hazır olamıyorum. Biraz beklemek zorunda kalıyor. O zaman söylenip durmaya başladığında çok eğleniyorum :D

11-Şiir/müzik/öykü/deneme?
Müzik olmazsa olmazım ve ilk tercihim.
Her ne kadar çok sık okumasam da şiir ve denemeden önce de öykü gelir benim için.

12-En son ne için ağladın?
Şu an sebebini hatırlayamıyorum. Çünkü o kadar saçmaydı ki. Hatırlasam bile buraya yazmazdım büyük ihtimalle :D Malum bayanlar dönemsel zamanlarda saçmasapan şeyler için ağlayabilirler değil mi ? :))
Of nefret ediyorum bu sulugözlü halimden :)

13-Birinde hemen etkilendiğin özellik?
Beni "hemen" etkileyen bir özellik hiç olmadı sanırım ya. Aklıma bir şey gelmedi :)

14-Dayanamadığın şey?
Olur olmaz herşeye akıl vermeye kalkan, her durumda kendini söz sahibi sayan ve en iyi ben bilirim tavrında olan, buna rağmen kendi hayatındaki hataları kusurları görmezden gelen, herşeye burnunu sokmayı huy edinmiş insan müsveddelerine dayanamıyorum.

15-En sevdiğin duygu?
Serkan'la tam 10 ayı doldurmamıza rağmen ne zaman buluşacak olsak ben aynı heyecanı her zaman hissediyorum :) Bu duyguyu çok seviyorum sanırım.
Onun için özel olduğumu hissettirmesi de en en sevdiklerimden :)


Mimlediklerime Gelinceee :)


9 Temmuz 2014 Çarşamba

5 Kelime Mimi

Mime başlamadan önce kelimelerin bana ifade ettiği renkleri seçtim ve inanın bunu yaparken çok zorlandım :) Of  benim bu takıntılarım :) 

Narkoz beni mimlemiş ve kendi cevapları o kadar güzel ki. Benim cevaplarımdan sonra onunkileri okusanız travma geçirebilirsiniz,of bu ne yiaaa iğrenç yazmış Dördüncü Tekil diye aklınızdan geçerse valla darılırım :D Narkoza teşekkür edip başlıyorum...

-AŞK-

İnsana her duygunun "en"ini yaşatan histir bence. Bir anda dünyanın "en mutlusu" "en şanslısı" "en huzurlusu" olabilirken bir anda her şey tersine döner ve dünyanın "en mutsuzu" da olabiliriz. Bence aşk dünyadaki "en tehlikeli" histir. Serkan bana "hayatımdaki en tehlikeli varlıksın" demişti. Uzunca bir süre kaldıramamıştım bu cümleyi :) Ama düşününce her çift biribiri için hem "en değerli" hem de "en tehlikeli varlık" sanırım.

Aşkın yarattığı en güzel duyguysa birine ait olduğunu hissetmek ve onun da sana ait olduğunu bilmek.

 Bazen de aşk "gerçek" olanına ulaştığımızda daha öncekilerin ne olduğuna anlam veremeyişimize sebep olan duygudur. (Aşk buysa öncekiler neydi lan? diyebilmek de mümkün yani.)

Şıpsevdi sakız şeysileri gibi olmadı mı bu? :))

Bak buna bayıldım işte =)

Bir resim daha var ama biraz ayıp :D  olduğu için onu paylaşıp paylaşmamakta kararsız kaldım. Ben çok komik buldum dayanamıyorum sanırım :D Ama bu güzelim soruyu o resimle mahvetmek istemiyorum o yüzden onu yazının eeenn sonuna koyuyorum :))

***  

-HAYAT-



Bazen "neden ben" yada "keşke" diyerek isyan ettiğimiz bazen de "iyi ki"diye şükrettiğimiz iki ucu b*klu değnek olsa gerek. Keyfine göre hareket eden bazen iyi bazen kötü olabilen birşeydir işte. Ama ne olursa olsun güzeldir.

***

-UMUT-




İnsanın hayatından keyif alarak yaşayabilmesi için hiç kaybetmemesi gereken histir. Gerçekleşen umutların yerine bir yenisini eklemek gerekir.

***

-ACI-




Bazen kendimizin bazen de başkalarının sebep olduğu acınası ve salya sümük ağlanası bir duygudur. Ama kimi zamanda ders çıkarılasıdır. Arada beterin beteri var diyerek o acıya şükrettiğimiz bile olur. Zamanla geçmeyen ama zor da olsa alışılan birşeydir. Şiddetine bağlı olarak unutulduğu bile olur.

***
-GÜLMEK-



Ömür boyu kaybedilmemesi gereken bir yetenek. İçten ve samimi gülüşlere sebep olacak anılar ve insanlar biriktirmek gerek. Bir de bunun içten olmayanı vardır ki hiç hazetmem kendisinden. Çünkü hiçbir insanın suratına yakışmıyor.

***



Yaaa aşk olsun ama okuduğun gibi en sona bak diye mi buraya koyduk bu resmi. Ne işe yaradı şimdi ? :D
Ayy utandım :D Benim mim cevabım bol resimli mi oldu ne :) Neyse gittim ben :))

***

Mimlediklerimi yazmayı unuttuuum :) Hemen yazayım bari.

Mor Rimel
maya
butterfly'ınız
Mien
gizlikimlik yani aşye e. :)
D.S.K.

Zeus'un Gazabı-Ruh Eşi Mi? Hadi Canım Sen De :)

Ruh eşini bulmanın peşinde olan ve gerçekten de eninde sonunda onunla karşılaşacağına inanan insanlar var. Bana sorarsanız ruh eşi var mıdır yok mudur ondan şüpheliyim. Bana göre imkansızın ötesinde :) Bence bu bir "uyumluluk" arayışından başka birşey değil.

Şimdi gelelim bu ruh ikizi yada ruh eşi her neyse işte, bunun mitolojik bir hikayesi varmış. Ben de Ahmet Ümit'in Patasana kitabını okurken oradan öğrendim.

Bir zamanlar insanlar 2 kafa,4 el,4 kulak,4 ayak...İşte böyle Allah ne verdiyse her organdan çifter çifter barındıran bir mahlukmuş.(Pek bir çirkinmiş ayol :)) Ayrıca bu yaratık cinsiyet olarak da "androjeni" olarak adlandırılırmış.Ne kadın ne de erkek. 

İnsanlar bu yaratılışlarıyla çok güçlü olduklarından tanrılara karşı gelmeye başlamışlar. Tanrılar da tırsmış tabi. Çözüm aramaya başlamışlar. Hepsini birden yok etmeye kalksalar kendilerine tapacak kimse kalmayacak. Onları bir şekilde cezalandırmak lazım demişler ve devreye karizmatik tanrımız "Zeus" girmiş. 

Zeus'un bulduğu cezalandırma yöntemi şu olmuş: Onları ikiye bölersem hem güçleri azalır, hem de sayıları artacağından biz tanrılara tapanlar sayıca daha fazla olur diye düşünmüş.Ayrıca ikiye böldüğü insanları da dünyanın her köşesine dağıtmış. Böylece Zeus insanları ömür boyu kayıp yarılarını aramakla cezalandırmış.

İkiye bölünen insanların cinsiyeti de kadın ve erkek olarak varlık bulmuş.

İnsanları ikiye bölüp Apollon'a "İnsanların yüzlerini boyunlarının tersine çevir,böylece kendi bölünmüşlüklerini zayıflıklarını görüp daha erdemli olsunlar" demiş.(Burasını çok mantıksız buldum şahsen :)) İnsanlara hadlerini böyle bildirmişler. Eğer yine karşı gelmeye devam ederlerse tekrar ikiye böleceklermiş.

Apollon yüzleri tersine çevirdikten sonra insanların yaralarını iyileştirmekle görevlendirilmiş. Kesilen derileri karın bölgesinde bir kese ağzını kapatır gibi birleştirmiş ve ortada bir delik kalmış. (Bkz. göbek deliği) (Ayrıca iki yaz önce tatilde gördüğüm kadının göbek deliği o kadar çirkindi ki bilinçaltıma işledi. Apollon onun kesesinin ağzını iyi büzememiş zaar )

Bir süre sonra diğer yarılarını arzu eden insanlar yeniden bir bütün haline gelme isteğiyle yanıp tutuşunca üzüntüden,açlıktan ölmeye başlamışlar.  Merhametli Zeus soyları tükenmesin diye acıyıp bunların üreme organlarını önlerine getirmiş. Böylece dişi ve erkek birleşip çoğalmaya başlamış. 

Eksikliklerinin farkına varan insanlar diğer yarılarını aramaya başlamışlar. Bazıları kayıp olan ruh eşlerini bulurken bazıları da o kadar şanslı olmayıp sadece bulduklarını sanmışlar. Bulduğunu sananların yaşadığı şey  "aşk yanılsaması" imiş.

Ruh ikizini bulanların yaşadığı  ise "aşk"olarak adlandırılmış.

İşte"aşk" Aristophanes tarafından Platon'un sempozyumunda böyle anlatılmış.

**Ulan Zeus çok vicdansızsın :))**

ÖNEMLİ! 
Bu arada bizi tamamlayan parçamız olan ruh eşi illa karşı cinsimiz olacak değilmiş haberiniz ola :) Ben söyleyeyim de yani tercihlerinize göre arayın ruh eşinizi :D Hayır yani şahsen ruh eşim bir kadınsa bulduğum gibi arkama bakmadan ayaklarım k*çıma vura vura topuklarım :D

7 Nisan 2014 Pazartesi

İşte Şimdi Tamamsın...

Bazen çok sevmenin de ötesinde çok güvenmeyi istedi kadın. Güvenmediğin birini sevemez misin diye düşündü. Tabi ki seversin hem de çok... Ama bir gün yanında olmayacağını bilirsin. Bilirsin de bir türlü dile getiremezsin." Bir gün gelecek başkasının yanında olacaksın değil mi "diye soramazsın. 

Korkarsın duyacağın cevaptan. Korkarsın duyacağın yalandan... O yalana yüreğini inandırmaktan, canının yanmasından korkarsın.


O yüzden de görmezden gelirsin o mühim soruyu. Gittiği yere kadar dersin. Olur ya belki değişir yanımda kalır. Teselli edersin çaresiz yüreğini.. Kendi yalanına inandırırsın onu. En acısı da budur.. Kendin söyler kendin inanırsın. Hatta inandığına inandırırsın kalbini, aklını...

"boşver bazı şeyler yokken güzel" demiş Özdemir Asaf.

Ve sonunda güvenmediğin bir adama duyduğun sevgi,aşk seni mutlu etmez hale gelir. Bu kadar severken karşılığının olmamasını yediremezsin gururuna. Vedalar acıtır canını bilirsin. Bu bir veda, bir çok hoşçakalı getirir beraberinde. Anılara, hatıralara, hayallere de veda edersin. Bazen gitmek gerekir işte, sol yanın istemese de...

Kalbini, aklını, bedenini, tüm ruhunu acıtsa da veda etmek, gitmek zorundasın işte...

Can Yücel'in de dediği gibi 
"Gitmek gerekir bazen,
Fazla yormadan,
Daha çok bıktırmadan,
Eğer vaktiyse;
Ardına bile dönüp bakmadan."

Dedim ya yüreğin istemeden gidersin. Sevmediğinden değil, çaresizliğinden gidersin.

Ama sevdiğin adama güvenmek kadar güzel bir şey var bir de. Belki de hayatın en güzel lütuflarından biri, insanlar için yarattığı...Zaten sevip de güvendiğinde daha da çok seversin elinde olmadan..

İşte o zaman gitmek aklının ucundan geçecek son şey bile olamaz. Bilirsin ki her zaman, her anda başını koyabileceğin bir omuz var.Seninle gülecek, seninle ağlayıp üzülebilecek bir kalp vardır artık. Yüreğinin yalnız atmadığını hissedersin. İşte şimdi tamamsındır. Çünkü insanı tamamlayan şey ruhunu tamamlayanın ondan hiç ayrılmayacağına inanmaktır.

Bugün bir kez daha şükrettim Allaha, hem sevdiğim hem güvendiğim bir kalp verdiği için bana..Ve bu mutluluğu yaşattığı için...
Güzel bir hafta sizinle olsun  


 ♪  Bu da  günün şarkısı olsun =)  ♫