gazete etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gazete etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Ekim 2014 Salı

Karmakarışık adlı çalışmam *.*

Birkaç gündür sudokunun kolay ve zor olanını çözebildiğim ama orta seviyenin içinden çıkamadığım günler yaşıyorum. Ve hata yaptığımı farkettiğimde artık çok geç oluyor. Bazen aynı haberlerden sıkıldığımdan gazete okumayıp sadece bulmacasını çözmek için gazete alıyorum. Bu aralar Türkiyeyle ilgili iyi yada kötü hiçbir habere tahammülüm yok nedense. Canım ne duymak ne de görmek istiyor.

Bazen hiç yapmadığım şeyleri yapmak istiyorum.Mesela ben tek başıma oturup da çay demleyip keyif yapamam hayatta.Çay demlemem için misafir falan olması lazım. Ama nedense bunu bugün yapasım var.Eve giderken bir sürü abur cubur alıp akşama çayımı demleyip bloğumun başına oturacağım ve sonra da Friends izlemeye koyulurum büyük ihtimalle.

Geçtiğimiz pazar günü Serkan'la sinemaya gittik. Korku filmine gitmeyeceğiz bir daha desek de yine Dabbe'ye merakımıza yenildik. Serkan için çok riskli bir karardı aslında.Çünkü gece yarısı uykumdan korkuyla uyandığımda onu arıyorum :D Önceden annemi uyandırırdım.Artık bu görevi o üstlendi. Neyse işte filmi izlerken korkunç olacağını anladığım anlarda hemen gözlerimi kapattım yada bakmadım. Ben de böyle korku filmi izliyorum işte ne yaparsın. 

Yine her korku filminde olduğu gibi aynada birşey görme,görünmez bir varlık tarafından yerde sürüklenme,burundan kan gelmesi,kapı ve dolap kapaklarının hızla kapanması,çarşaf giymiş ancak yüz kısmı karanlık olan varlıklar,sonracığımaa yapılan büyüler falan klasikleşmiş olarak bu filmde de vardı. Filmi beğendim mi ? Hayır. Korktum mu? Kesinlikle evet. Ama filmin sevdiğim yönü şu oldu.Beklemediğiniz ve tahmin edemeyeceğiniz bir sonuca bağlıyor filmi. Yani normal dini içerikli olan korku filmlerinde kızın içinden cini çıkarırlar ve mutlu sonla biter ya film. Hıh işte bu öyle değildi. Farklıydı sonu. 

Filmde çok güldüğümüz yerler de oldu. Bazı yerlerde saçmalık sınırlarını tamamen zorlamışlar.Ama bu durum yine de benim korkmama engel değil. 

Sırada gitmeyi planladığımız film İncir Reçeli - 2. Bu filmi de hem izlemek istiyorum hem de istemiyorum tuhaf birşey. 

Bu arada düşündüm de bir çiftin uzun süredir mi yoksa kısa süredir mi birlikte olduğunu anlayabileceğimiz en uygun yer sinema sanırım. Yeni olanlar hemen belli ediyorlar kendilerini.Arkamızda oturan çift mesela. Kız kendi yaptığı efektlerle dikkatimizin içine etti sağolsun. "hiii, aayyy, çok korkunç aşkııaamm, ayy bakamıycııaamm,ayy geldi geldi arkanda hiii,..." bu listeyi baya uzatabilirim. Resmen filmi zehir etti bize sevgilisine kur yapacak diye. Ben de korkuyorum ama konuşuyor muyum kardeşim. İzle işte insan gibi, akşama korkarsın :)

Kitap okuyamıyorum bu aralar. Bunun sebebi yine bir John Green faciası yaşamam.Hiç sevemedim ben bu yazarı. Çılgınlar gibi övülmedikçe de hiçbir kitabını almam bir daha.Aynı Yıldızın Altında idare ederdi yine neyse de Kağıttan Kentler ve şu an okuduğum İlk Aşk tam bir felaket. Çok kötü bence öyle böyle değil. Bitiremiyorum kitabı bildiğin.Akşam 2 sayfa okudum bıraktım. İçimdeki yarım bırakmama duygusuna yenildim yine sürünüp duruyorum o kitapla.

2 tane mim var yapmam gereken.Mimleyenler unuttum sanmasın :) Aklımda ama oturup cevaplayamadım bir türlü.

Ay ne anlatacaktım ben yaa ? :)) 

1 Nisan 2014 Salı

Haylazlığın Son Raddesi

Bu sabah alarm çaldı ben kapattım, alarm çaldı ben kapattım. Yataktan kalktığımda saat 08:30'du. Annem uyandırmasa hiç niyetim yoktu kalkmaya. Bunu bilinçli yapmıyorum. Nasıl oluyor anlamıyorum. Alarmı kapattığım gibi uykuya dalıyorum. Geç de yatmadım aslında.

 Alarm deyince önceden çoğumuzun evinde bulunan içinde horoz ve tavuk olan çalar saatler aklıma geldi. Deli gibi çalar ödümü patlatırdı.
 
Neyse kalktım apar topar hazırlandım güya. Hazırlanana kadar da 09:30 oldu. Çabuk hazırlandığımı düşünmüştüm oysa ki. Tabi geç kaldığın halde on defa kıyafet değiştirirsen, saçını yapmak için uğraşırsan olacağı bu. Ofise geldiğimde utandım resmen. Sanki babamın iş yeri. Ne kadar yüzsüzüm ☺
 
Bir de şimdi oturmuş bunları yazıyorum. Bu kadar da olmaz 
 
 
 
***
 
Az önce gazete okuyayım dedim açmamla kapamam bir oldu. Artık haber de izleyemiyorum çünkü o balkon konuşması denen terbiyesizliği gördükçe delleniyorum. Bıkmadılar aynı şeyleri yayınlamaya. 
 
Gazeteye göz gezdirirken Tunceli'nin Ovacık İlçesinde Türkiye'nin ilk TKP'li belediye başkanı başlıklı haber dikkatimi çekti. Mutlu oldum nedense. Bazıları bu gibi durumlarda neden oyları bölüyorsunuz gibi eleştiriler yapıyor.
 
Demokrasi demokrasi diye tutturuyorsunuz iktidar ve muhalefet partisi dışında başka parti istemiyorsunuz. Olur canım olur. Zaten böyle giderse tek partili devirlere az kaldı.
 
Neyse bak sinirlendim yine. İşte bu haberi televizyonda da izledim az önce. Ay bir mutlu oldum yahu :) Adamın söyledikleri de çok olumlu. Sevinci gözlerinden okunuyor =)
 
Bazıları da ne komünizmi ya komünizm mi kaldı diyor.
 
Tabi komünal bir toplum olarak yaşamanın imkanı da yok artık bu devirde. Hiçbir devirde olmadığı gibi.  Hele birde bizim kadar bol "sınıflı" bir toplumda... Adam da zaten sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı  bir toplum yaratacağım demiyor ki. "Ovacık halkı yönetimde tek yetkilidir, bizler onların temsilcisiyiz" demiş kendisi. Umarım dediği gibi olur. Belediye başkanları temsilci olduklarını unutuyorlar da genelde!
 
***
 
Bugün 1 Nisan sahi. Çocukken ne saçmalıklar yapardık 1 Nisan şakası diye. Günler öncesinden planlardık. Uzun yıllar sonra ilk defa 1 Nisan şakası yaptım. Ama acısı fena çıktı. Onu da sonra anlatayım bu kadar çene çaldım yeter :)
Şu 1 Nisan nereden çıkmış onu da araştırayım bakalım. Merak ettim şimdi.
 
Görüşmek üzere :)