babalar günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
babalar günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2014 Salı

Can Sıkıntısı Ürünü *.*

Ne zamandır mimden başka bir şey yazamaz hissediyorum kendimi :) Yapmam gereken bir mim daha var. Onu da yapacağım en kısa zamanda.

Menekşelerime kavuştum bu arada. Biri mor biri de pembe. Şimdi onlara isim düşünüyorum :) Üzerinde bir sürü tomurcuk var. Benim gazabıma uğramazlarsa yaşayacaklar umarım :)

Pazar günü babalar günüydü malumunuz. Sonsuzla birlikte babasına hediye aldık. Eve gelince de telefonla aradım, konuştuk. Yine heyecanlandım ister istemez :)

Biraz geç olacak ama samimi blog ödülü için  Mien'e teşekkür ederim. En kısa zamanda ben de vereceğim bu ödülden. Ödül fikri süper olmuş bence. Bu ödüller sayesinde yeni yeni bloglar keşfettim :)

Bugün ablamla yiğenim gelecek. Birkaç gün buralardan uzakta olabilirim belki.Çünkü ergen yiğenim birlikteyken benim başka birşeyle ilgilenmeme katlanamıyor. Sonsuzla konuştuğumda bile trip atıyor bana. Sen benimsin gibi tavırlara giriyor :D

Gerçi işteyken fırsat bulabilirim bloğa girmek için. Dilekçe yazar görünümlü bir blogger olabilirim :) Bu konuda profesyonelim :D

Geçen gün cildiye doktoruna gittim. ( Sanırım 23 yıllık hayatımda kapısını en çok aşındırdığım alan kendisi.Biraz da çok pimpirikli olmamdan ve küçücük sivilceyi deli gibi büyütmemden kaynaklanıyor sanırım. Neyse allah başka dert vermesin :)) İşte sıramın gelmesini beklerken bir kadın dikkatimi çekti.

Kadın bir güzel oturmuş sandalyeye bacak bacak üstüne atmış. Ayağındaki ayakkabıyı da çıkarmış. Ayak parmaklarını nasıl kaşıyor anlatamam. Hatırr huturr, büyük bir zevkle ve hunharca kaşıdı parmaklarını :D Aklıma Recep İvedek'in masaj sahnesi geldi nasıl gülmek istedim  :D

Yüzü de şekilden şekile giriyor tabi. "Tatlı tatlı kaşınıyor"un anlamı bu olsa gerek. Sanırım bu problem için gelmişti doktora. Ama bu kadar da olmaz ki ya insaf. Sonra o elini  yüzüne gözüne sürdü. Nasıl midem bulandı. Ben doktorun odasından çıkarken o hala kaşımaya devam ediyordu. İnsanlardaki bu rahatlığa çok özeniyorum bazen. İşte o ablaya da selam olsun buradan.

Doktor %100 doğal gül suyu almamı önerdi. Zaten arada kullanıyordum kokusundan tiksinsem de. Meğer o doğal değilmiş. Doğalını aldık almasına da bir pis kokuyor bir pis kokuyor sormayın yani. Nefes almadan kullanmaya çalışıyorum elimden geldiğince. Ne kadar mümkün olabilirse tabi.

Az önce internetten bir alışveriş yaptım ve bazı problemler nedeniyle mağdur olacakmışım gibi bir his var içimde ya neyse hayırlısı artık...

Bu da böyle bir yazı işte...

12 Haziran 2014 Perşembe

Ordan Burdan...



Bugün işten gelince öyle bir uyudum ki. Neredeyse 3 saat. Haliyle uykum yok şimdi de. Bakalım kaçta uyuyacağım kim bilir. Uykum gelene kadar, gözlerim kayana kadar kitap okurum artık. Sabah da kalk kalkabilirsen.


4 roman arasında bir seçim yaptım bugün sonunda. Cehennem'den sonra bir Dan Brown daha okumazsam olmazdı. Ama Kayıp Sembol'den önce Kanalizasyon Balığı Cessie'nin dediği gibi "çerez kitap yazarı" John Green'in Kağıttan Kentleri'ni seçtim.

Böyle birden çok seçenek olunca çok zor karar veriyorum. Hepsi benim bebeklerimm :) 

Bu ara gözüm hep daha çok aşk konulu kitaplara kayıyor. Önceden olsa ooff bu ne yaa içim şişti derdim :)


Nasıl  üşengeç bir kişilik oldum sormayın. Az önce mutfaktan elimde tabak, bardak, kase ve telefonumla gelmeye çalıştım.(İçinizden oha bu saatte bu ne açlık dediğinizi duydum sanki :)) İki elim olduğunu düşününce sınırları zorlamışım sanırım. E tabi hepsinin içi dolu olunca da dökmeyeceğim diye yavaş yavaş dakikalar sonra gelebildim odama. 
2 defa gidip gelmeyeyim diye çektiğim çileye bak hele :)

Pazar günü Sonsuz'la birlikte babalar günü hediyesi alacağız babasına. Bir de telefonla arama faslı var tabi . Ama artık tanıştığımız için fazla heyecanlı değilim. Bir kere bile görüşmüş olsak insana rahatlık veriyor.

Neyse bu kadar yeter. Ben Kağıttan Kentler'e döneyim artık :)