Bee'nin en yakın arkadaşı Evleyn'le tanışır. Jack adında genç bir adamla ve Henry ile tanıştığında Bee'nin bu durumdan hoşnut olmadığını farkeder ancak nedenini sorduğunda bir cevap alamaz.
Bu arada Jackla aşka yeniden adım atmaya çalışır. Belki bu sefer olur yada olmaz burada ipucu vermiyorum tabi ki :)
Emily Bee yengesinin evinde kaldığı odada komodinin çekmecesinde bir günlük bulur. 1943 yılından kalma eski bir günlük. Bir kaç sayfa okuduktan sonra kendini suçlu hissetmeye başlasa da okumaktan alıkoyamaz kendini.
İşte bu günlükle beraber Emily için aile sırlarına ve gerçek bir aşk hikayesine yolculuk başlar. Bainbridge Adası onu birçok insanla bir araya getirirken kendini bulmasını da sağlar.
İşte bu günlükle beraber Emily için aile sırlarına ve gerçek bir aşk hikayesine yolculuk başlar. Bainbridge Adası onu birçok insanla bir araya getirirken kendini bulmasını da sağlar.
Emily, Bee'nin en yakın arkadaşı Evelyn'e günlükten bahseder.Evelyn onu sonuna kadar okumasını ve bu günlüğün kendisini de ilgilendirdiğini söyler. Bee yengesine belli etmeden günlüğü okumaya devam eder.
Okudukları Esther ve Elliot adında iki kişi arasında yaşanan bir aşk hikayesidir. Önce bunun bir günlük mü yoksa yazılmaya başlanmış ama yarım kalmış bir kitap mı olduğuna anlam veremez. Ancak onların yaşadığı aşk Emily'i o kadar etkiler ki sonuna kadar okuyup bitirir.
Emily günlükte okuduğu isimlerin gerçekten var olup olmadığı konusunda bazı araştırmalar yapar. Elliot ve Esther'in hayali değil gerçek kişiler olduğu bilgisine ulaştığında hiç bilmediği gerçeklere de ulaşır. Günlüğün neden kendisini bu kadar ilgilendirdiğini artık anlamıştır. Orada okuduğu her ismin aslında gerçek hayatta birinin karşılığı olduğunu anlar. Ve tabi ki Bee yengesinin Henry ile tanışmasından neden memnun olmadığını da çözmüş olur.
Emily adadan evine döndüğünde Esther'in hayatını yazmaya başlar. Düşündüğü gibi ada kendisine iyi gelmiş ve yeniden eskisi gibi yazmaya başlamıştır. Ancak okuduğu günlükte Esther'in hayatı yarım kalmıştır. Onu nasıl tamamlaması gerektiğini düşünürken adadan bir telefon gelir.Tekrar adaya gittiğinde artık Esther'in hayatını yazdığı kitabını tamamlayacak şeyler olmuştur.Emily için kitabını ve Esther'ın hayat hikayesini tamamlama zamanıdır...
***
Mart Menekşelerini alırken tereddüt etmiştim aslında. Çünkü bu ara bu tür kitap kapakları moda.Her yer birbirine benzer romanlarla dolu.Sanki boş bir kitapmış hissi veriyor bana bazen bu tür renkli kapaklar. Ama kesinlikle yanıldım.Gerçekten severek ve keyifle okudum.Merak duygusu hiç peşinizi bırakmıyor zaten. Bir sonraki sayfanın merakıyla bir günde sayfalarca okuyabilirsiniz.
Romanda Esther karakteri nedense bana Audrey Hepburn'ü anımsatıyor.Sanki ona benzeyen bir kadınmış gibi hissediyorum. Okurken zihnimde o rolü üstlenen kişi oldu kendisi :)
Şimdi sırada Böğürtlen Kışı ve Yağmur Sonrası var. Hemen aldım tabi ki. Sarah Jio artık favori yazarlarımdan biri. Sanki Jojo Moyes ile benziyor tarzları.
Sonuç olarak sevdiğim romanlar arasında yerini aldı Mart Menekşeleri :)

