31 Ekim 2014 Cuma

Mutlu Et Cildini :)

Kozmetik bloğu olmaya karar vermediğime dair sizleri uyardığım ikinci yazım olacak bu :) Yüzüme aynı ürünleri kullanmaktan bile sıkıldığım bir dönemdeyim. Ne kullansam acaba diye araştırırken bir sürü Avene ürünü almış buldum kendimi.

Yorumlarda memnun olan da çok olmayan da. Biraz korktum açıkçası ama denemek istedim. Benim aldığım ürünler karma ve yağlı ciltler için. Sabırsızlanıyorum denemek için :) Bu yazımdan sonra hemen deneme yapacağım :)



Cleanance Emulsion-Lotion nemlendirici,(Arkasında içeriğindeki Çinko Glukonat ve B6 vitamini desteği ile sebum salgısını düzenlediği ve gözenekleri sıkılaştırdığı,cilt yüzeyine matlık kazandırdığı yazıyor.

Cleanance Lotion-Toner  Tonik (Cildi arındırıcı ve matlaştırıcı etkisi varmış Gözenekleri sıkılaştırır ve fazla sebumu emerek uzun süreli matlık sağlar diyor.)

Cleanance Jel,(Araştırırken öğrendiklerime göre Avene termal suyu içerdiği, sabun ve paraben içermediği,cildi temizlerken balkabağı çekirdeği özü sayesinde sebum salgısı düzenini sağladığını okudum.)

Termal Su ( Bir cilt doktoru ablama bu ürün yerine cildinize maden suyu kullanabilirsiniz demiş bu arada söylemeden geçmeyeyim.Ama ben yine de denemek istedim.Yatıştırıcı,rahatlatıcı ve tahriş giderici etkisi varmış. Benim cildim sıcakta yada soğukta çabuk kızarıyor.Belki bir faydasını görürüm.)

Cleanance Maske.(Arkasında sebum salgısını düzenler ve cilt yüzeyindeki ölü hücrelerden arındırır diyor.)

Ürünlerin vaatleri oldukça fazla. Okuduğum yorumlarda göre akneye meyilli ciltlere çok iyi geldiği ve hatta bazı kişilerin sivilce probleminden bu ürünlerle kurtulduğunu bile gördüm. Beni cezbeden de bu oldu sanırım. Zaten etkileri daha çok sebum dengesini sağlama üzerine yoğunlaşmış. Benim çene bölgemde sivilce sorunum var sadece.Umarım bir işe yararlar.

Ürünlerin yağlı, karma ve akneye meyilli ciltler için olduğunu tekrar etmek isterim.Hepsini kullanıp bitirdikten sonra tek tek yorumları paylaşacağım sizinle. Tabi ki her cilt farklıdır.Bana iyi gelen kimine yaramayabilir ama belki size de bir yardımım dokunur belli mi olur :)

Bu vaatler gerçekleşmezse Avene'e elimi bile sürmem bir daha :D

Ben maskemi yapmaya gidiyorum şekerler :D






30 Ekim 2014 Perşembe

Satır Satır Mutluluk... ♪ ♫

Mutluyumm, hem de deli gibi. 4 sene okul ve 1 sene de stajı sayarsam yıllardır beklediğim günü yaşadım bugün sonunda. Saat bir buçuk gibi barodan telefon geldi ve ruhsatımın geldiğini,saat dörtte de ruhsat ve yemin törenimin yapılacağını söylediler. Şok oldum.İşe geç kaldığım için gelmiş geçmiş en paspal halimle gitmiştim. "Nasıl yani ama ben hiç uygun değiliiim" diye isyan ettim telefonda. Ama bir işe yaramadı o çığlığım.



Hemen izin alıp eve gittim süslendim püslendim,üstümü değiştirdim,saçlarımı yaptım :D Sonra da yanında çalıştığım avukat ve ailemle birlikte adliyeye gittik. 

Önce yemin ettim. "Namusum ve vicdanım üzerine and içerim" derken tüylerim diken diken oldu.Yıllardır bugünü bekliyordum ve sonunda o anın içindeydim. Ettiğim yemin benim için gerçekten anlamlı. Bazıları amaan saçmalık deyip umursamıyor o cümleler ağzından çıkarken. Ben o cümleleri gerçekten isteyerek ve hissederek sarfettim. Ömür boyu yastığa başımı koyduğumda biraz bile olsa vicdan azabı duymak istemiyorum. Vicdanımla rahatça yüzleşebilmeliyim. Rahat uyumalıyım. Fazla para kazanmak için başka işler karıştırarak yada insanları kandırırak bu mesleği taşıyamayacağımdan eminim.Meslekteki her adımımda ettiğim yemin aklımdan çıkmayacak.

Yeminden sonra yanında çalıştığım avukat duygusal bir konuşmadan sonra cübbemi giydirdi. Ağlamamak için zor tuttum kendimi :D Ona da 42 yıllık meslek hayatı için plaket verdiler. Böyle bir tecrübeyle birlikte çalıştığım için çok şanslıyım. Sonra da ruhsatımı verdiler ve bir sürü fotoğraf çekildik. Herşey rüya gibiydi sanki. Ailemin bugünlerimi görmesi kadar güzel birşey olamaz. Daha çok onlara bugünü yaşattığım için mutlu oldum.Yıllarca emek verdiler ve her ne kadar bunu karşılık beklemeden yapsalar da onlara bu gururu yaşattığım çok mutluyum.

Hala heyecanımı atlatabilmiş değilim. Yazdıklarımdan da anlaşılıyor zaten :) Stajım bittiğinde ruhsatım olmadığı için avukatım derken içime sinmeyen birşeyler vardı.Kendimi hiçbirşeye ait hissedememiştim.Stajyer desen değilim, avukat desen biri bana vekaletname vereyim şu davama bak dese ruhsatım olmadığı için bakamam. Tuhaf birşeydi işte. 

Ama bugün itibariyle "RESMEN" avukatım. Kocaman bir çerçeveli ruhsatnamem oldu benim de. Avukatlık kimlik kartım da var. Ve iki numara olmasına rağmen neredeyse bana beş beden büyük cübbem var bir de :)

Bürodaki askıya bir cübbe daha eklenecek.Hem de yepyeni, gıcır gıcır :D Meslek hayatımda o cübbeyle yaşayacağım bir çok tecrübe var önümde. 

Bu arada mutluydum olmasına ama içimde bir burukluk da yok değildi.Serkan gelemedi törene. Çünkü babamın daha kendisinden haberi yok. Evet 23 yaşında olmama rağmen kıskanç ve kızını paylaşamayan bir babaya sahibim :) 

Babamın prensibi şudur "Ne zaman evlenmeye karar verirseniz bana o zaman söyleyin"  İki ablam var ve ikisi de evlenmek istediklerinde söylediler.Sevgililik süreçlerinden hiç haberi olmadı babamın. Çünkü "nerede,ne zaman gelecek,geç kalmadı mı, kiminle gitti" diye annemin kafasını ütüleyeceğini bildiğimizden ben de  bu prensibe uyuyorum :) O yüzden Serkan gelemedi. Keşke o da olsaydı.O zaman çok daha anlamlı olacaktı benim için.Ama yanımda olmasa da sevincimi paylaştığını biliyorum. 

İşte böyle, mutluyum, bir adımı daha geride bıraktım ve zaman gerçekten çok çabuk geçiyor. Staj başvurusu yaptığım zamanı hatırlıyorum da dün gibi sanki. Umarım uzun yıllar bu mesleği yeminime uygun bir şekilde yerine getiririm.

İşte şimdi 30 Ekim'le birlikte yepyeni bir sayfa açıyorum :)

27 Ekim 2014 Pazartesi

Kişisel MİM

Deep'in kendine mim haftası ilan etmesi üzerine yayınladığı mimlerden birini cevaplamak istedim.Zamanı olanlar yapsın demiş.İşten çıkmadan önce fırsat bulmuşken yapayım bari :) 

Bu aralar hayatında neler oluyor? Seni nasıl etkiliyor bu olaylar?
Şikayet edecek birşey yok hayatımda. Bazen bazı şeylerin daha farklı olmasını istemiyor da değilim ama genel olarak memnunum. Ve hayatımda bu ara şunlar oluyor diyemeyecek kadar da aynı geçiyor günlerim. Ama havaların bu kadar çabuk soğuması beni çok etkiledi diyebilirim.Daha giyecek baharlık mont ve ayakkabılarım vardı yahu :D Bir anda kışlıklara geçtim.Donuyorum.

Hayatın senin için ne kadar önem arz ediyor?
Fazlasıyla önem arzediyor ama hayatımın benim için özel olan insanlarca ne kadar önemli olduğunu bilmeyi daha çok isterdim.

Kendini bir kenara çekip düşündüğün oldu mu?
Neredeyse her gün bunu yapıyorum.Özellikle de gece 11-12 sularında. Ve sonra kendi kendime sözler ve kararlar veriyorum. Bazılarını gerçekleştiriyorum.Bazılarını da sabah kalktığımda pek umursamıyorum.

Nefret duyduğun bir alışkanlığın var mı?
Hmm baya düşündüm de yok sanırım ya.

Bu hafta içinde neler yaşadın?
Geçen haftadan bahsetmem gerekirse --
Evet bahsedecek birşeyim yok üzgünüm :D

Hayat
Hızlı.

Son zamanlarda bir değişikliğe uğradığını hissediyor musun?
Bu aralar büyüdüğümü hisseder oldum.Fikirlerimin daha çok olgunlaştığını ve ileriye dönük daha ciddi planlar yaptığımı görüyorum.

Hayattan beklentilerin neler?
Çok şey mi beklemiş olurum bilmem ama, Serkan'la birlikte huzurla yaşadığım hayalimdeki gibi şirin bir evim olsun istiyorum. Onunla birlikte gitmek istediğim ülkelere gitmek istiyorum. Aileme yardımcı olmak istediğim bir konu var. Maaş durumum düzene girdiğinde (malum stajım daha yeni bitti) bunu gerçekleştirmek istiyorum. Hayalimdeki arabaya kavuşmak istiyorum ve trafikte erkek sürücüleri deli edeceğime eminim :D
Serkan'la evlendikten birkaç yıl sonra hayatımıza minik tatlı birşey girsin istiyorum :) En büyük amacımızın onu iyi yetiştirmek olduğu günleri görmek istiyorum.Kısacası benim hayallerim ve beklentilerim hep iki kişilik.Serkan'ın yada ailemin olmadığı bir hayalim yok sanırım. Ben de kendimi bencil sanardım pehh :D

Mimlenenler


26 Ekim 2014 Pazar

İlk Aşk / John GREEN

John Green kimilerine göre içten ve doğal yazan, okurken insanı güldüren bir yazar(mış). Bana ise hiçbirşey ifade etmiyor.Hiçbiryerinde gülmedim.Hatta gülümsemedim. Yani neredeyse kendimde bir anormallik olduğunu düşüneceğim. 3 kitabını okudum ve ikisini ite kaka bitirdim.Sadece "Aynı Yıldızın Altında" fena değildi.Çabuk okudum yani.Ama yine de ayılıp bayılmadım romana.Filmini de izlemek istiyorum bir ara.

Neyse sonuç olarak bu okuduğum son John Green kitabı olacak.Şansımı fazlasıyla zorladım ve artık bu yazarı sevme ihtimalimin olmadığına eminim. Yine de kitap yorumumu yazmadan geçmek istemedim. 

Colin üstünzekalı bir çocuk, fazlasıyla sorumluluk sahibi ve kendini öğrenmeye adamış biri. Katherine isimli kızlar tarafından tam 19 kere terk ediliyor. 19. Katherine tarafından terk edildiğinde hem bu aşk acısını unutmak hem de kafa dağıtmak için arkadaşı Hasan ile birlikte bir yolculuğa çıkıyorlar.Yolları Gutshot kasabasına düşüyor ve orada Lindsey adında bir kızla tanışıyorlar.Lindsey'in annesi onlara iş teklif edince orada kalmaya karar veriyorlar.

Bu sırada Colin yaratacağı formülle tüm ilişkilerin geleceğini hesaplamak için çalışmalar yapıyor.Formülün adı da Katherine öngürülebilirliği. Katherinelerle olan ilişkilerini kullanarak bu formülü geliştirmeye çalışıyor. Bu formüllerle ilgili matematiksel veriler ve grafikler de yer alıyor kitapta.

Kendimi bulduğum cümlelere gelince;

"Birilerini kazanma riskinin yanlış insanları da seçme ihtimalinde yattığını farketmişti."

"Bir süre önce insanların seni sevmesini sağlamanın en iyi yolunun onları çok sevmemek olduğunu öğrendim o kadar."

"Ve hikayeden çıkarilacak ders şu ki neler olduğunu hatırlamıyorsun. Hatırladığın şey gerçekleşen şey haline geliyor.Ve hikayenin ikinci dersi de, tabii bir hikayede birden çok ders olabiliyorsa, Terk Edenlerin tabiatları gereği Terk Edilenlerden daha kötü olmadığı. Terk etmek sana yapılan birşey değil,seninle olan birşey."

Bana birşey ifade etmeyen,oldukça sıkıcı bir kitaptı. Sizi soğutmak istemem ama yalan da söylemem şimdi :D

25 Ekim 2014 Cumartesi

Meme Kanseri Bilinçlendirme MİMİ !

Buralı Olmayanlar Lokali meme kanseri konusuna dikkat çekmek için bir mim başlattı arkadaşlar. Ekim ayında meme kanseriyle ilgili bir çok etkinlik yapıldı. Bizler de bloglarımız sayesinde bu mimi birbirimize aktararak bu konuya dikkat çekebiliriz.

Aslında bu mimde pembe eşyalarımızın fotoğrafını çekip öyle paylaşıyoruz mimi.Buralı Olmayanlar Lokali'nin yazısında olduğu gibi. Ama ben şu an bunu yapamadım. O yüzden bu şekilde yayınlamaya karar verdim.



Kanserin her türü çok zor ve riskli.Ama bilinçlenirsek meme kanserinde bir nebze de olsa kendi muayenemizi kendimiz yapabilir ve şüphelendiğimiz bir belirtide vakit kaybetmeden doktora görünebiliriz. Ama tabi ki belirli aralıklarla doktora görünüp kontrol yaptırmak en sağlıklısı diye düşünüyorum. Unutmayalım ki bu hastalık ne kadar erken teşhis edilirse tedavi olanağı da o kadar artar.Özellikle 30 yaşından sonra çok daha dikkatli olmak gerek. Doktora muayene olduğumuzda kendi kendimize bu muayeneyi nasıl yapabileceğimizi de öğrenebiliriz. En azından ayda bir bunu kendimiz yapabiliriz.

Buralı Olmayanlar Lokali kendi kendimize muayene için de şu yazıyı paylaşmış. Bence oldukça açıklayıcı. İhmal etmemek gerek.Bilinçlenelim ve bilinçlendirelim.

http://www.memesagligi.com/kendi-kendine-meme-muayenesi/

Buralı Olmayanlar Lokali'ni de bu düşüncesi için kutluyorum. Çok iyi düşünmüş.

Ben tek tek mimlemiyorum.Paylaşmak isteyen herkes paylaşsın lütfen.Ne kadar çok paylaşılırsa o kadar iyi.

24 Ekim 2014 Cuma

Okunası Şahıslar-5


Severek takip ettiğim blogları paylaşmaya devam ediyorum. Ama bundan sonra yayınlayacağım bir listeyle daha bu serim bitmiş olacak sanırım :) Yeni bloglar keşfettikçe sizi de haberdar ederim :)

BİLGİCELLİM

Gooogoook

Evde Yazar

Emrah Özdemir

Ege'nin Laciverti

Dostlar Kütüphanesi

Deve Tuşu

Cips Yiyemeyen Kız!

çokomel

Ahu Kader

Zihnin Arka Sokakları