12 Ekim 2014 Pazar

Müzikli Mim


Sevgili Zamska'ya mim için çok teşekkür ederim.

Müzik denildiğinde aklınıza gelen ilk kelime?
Youtube.

Hiç müzikten bıktığınız oldu mu veya dinlemeye ara verdiğiniz?
Bıktığım yada ara verdiğim dönem hiç olmadı.Ama bazen gerçekten aklıma gelmiyor müzik dinlemek. Odama çekildiğimde genelde kitap okuyorum yada blogda vakit geçiriyorum.Okurken ve yazarken aynı anda müzik dinlemeyi beceremiyorum. Aklıma gelmemesinin sebebi bu da olabilir tabi.

Hayatınız boyunca hayranı olduğunuz bir ses sanatçısı oldu mu? Posterlerini odanıza astığınız fan dediğimiz türden yani.
Odamda poster olduğunu hatırladığım son dönem ortaokuldu.Şu anda çok berbat bulduğum Blue denen gruba fena halde kafayı takmıştım. Bütün harçlığımı blue jean vb. dergiler için biriktirirdim. Manyakmışım sanırım :D Hatta biriktirdiğim posterleri ve dergileri yakın bir zamanda çöpe attım. Onlara bakarken suratımda aptal bir gülümseme vardı itiraf ediyorum. Neyse en azında dolabımda biraz daha yer açılmış oldu.
Hmm başka da öyle fanımsı bir sapkınlığım olmadı sanırım :)

Kitap okurken müzik dinler misiniz?
Bunun cevabını vermiş oldum ikinci soruda ama tekrar söyleyeyim.Kitap okurken müzik dinleyemem. Yoksa ne okuduğumu anlamam.Bir de bakmışım sayfalarca okumuşum ama ortada birşey yok.

Çok klasik ama yine de sormak istiyorum sizin türünüz hangisi?
Türlere pek takılmam.Dinlerken bana iyi gelsin yeter.

Asla dinlemem dediğiniz tarz var mı?
Rap,arabesk pek bana göre değil sanırım.Ama şuna da inanırım;her müzik türünü sevdirebilecek bir sanatçı mutlaka vardır.

Size bir şarkıcı olsanız kim olmak isterdiniz desem?
Bu soruyu ergen dönemlerimde yanıtlıyor olsam pek çok isim söyleyebilirdim ama şu anda yok sanırım.Belki Lana Del Rey diyebilirim.

İmkanınız olsa ülkemizde müzikle ilgili neyi veya neleri değiştirmek isterdiniz?
İmkanım olsa da bu konuyla ilgileneceğimi pek düşünmüyorum :) Herkes halinden memnun bence.Ama keşke biraz daha kalite sağlayabilsek.

"Bu şarkı benim!" dediğiniz bir şarkı var mı?
Hmmm bu aralar Sean Christopher-Everything benim şarkım.



Tvlerde bol bol yayınlanan Talk show programları hakkında ne düşünüyorsunuz? özellikle sunucusunun ses sanatçısı olduğu programlardan bahsediyorum.
Yaklaşık 5 yıldır televizyonla pek ilgim yok gibi.Programları da takip etmediğim için birşey söyleyemem.

Kim şarkı söylemesin sorusuna vereceğiniz ilk isim?
Türkiye'de bu sorunun cevabı olabilecek o kadar çok isim var ki bence. Hangisini yazacağımı şaşırdım. Herkesin kendi zevki tabi ama bence mümküse Demet Akalın.

Bir önceki mimde 20 kişiyi mimlediğimden dolayı tek tek isim yazacak takatim kalmadı yemin ederim :D

İsteyen herkes mimlendi!


11 Ekim 2014 Cumartesi

Kitaplı Favorili Mim =)



Manolya Özkan kitaplı bir mimle mimlemiş beni. Çok teşekkür ederim kendisine. Sorular çok güzel. Güzel de benim için çok zorlayıcı. Okuduğum kitaplar konusunda hafızam o kadar zayıf ki bu durum bazen beni çok endişelendiriyor. Bir romanı okumaya başladığımda önceden okuduklarımı siliyorum sanki hafızamdan. Mesela daha geçen ay okuduğun kitabı anlat deseniz bana bazen ne kahramanları ne de olayları nasıl bittiğini hatırlayamıyorum.

Aslında okurken gayet kendimi vererek okuyorum. Nasıl bu kadar çabuk unutabiliyorum bilmiyorum.İnsanlar daha çocukluklarında okudukları kitapları hatırlıyor. Sanki erkenden bunayacakmışım gibi geliyor ne yalan söyleyeyim :) O yüzden bu soruları yanıtlarken hafızamı fazlasıyla zorladım.


1-İlk hayranlığım : Hafızamda ilklere doğru gitmeye çalıştığımda sadece Harry Potter'a kadar gidebildim.Ondan öncesi yok malesef :) Harry Potter'ın bazı kitaplarını kalın olmasına rağmen tekrar tekrar okuduğumu hatırlıyorum. Kendimi hep Hermione karakterinin yerine koyardım :)

2-Favori Serim : Okuduğum üç seri var. Harry Potter,Alacakaranlık ve Pucca. Harry Potter'dan o yaşlarda çok etkilenmiş olsam da favori kategorisinde değil. Alacakaranlık gerçekten severek okuduğum bir seriydi.Ama filmleri çıktıktan sonra çok soğudum. Bu üçü de benim için favori değil anlayacağınız.

3-Favori kitabım : Ooff çok zor bir soru ama buu. Bir dakika durun kitaplığıma göz atmalıyım :) Sanırım ben bu soruyu favori kitaplarım olarak değiştiriyorum kusura bakmayın karar veremedim :)

♣ Suç ve Ceza-Dostoyevski
♣Serenad-Zülfü Livaneli
♣Uçurtma Avcısı, Bin Muhteşem Güneş-Khaled Hosseini
♣Hasret-Canan Tan
♣Kavim-Ahmet Ümit
♣Yeni favori kitaplarım ise Sarah Jio'dan Mart Menekşeleri ve Yağmur Sonrası

4-Favori erkek karakterim : Suç ve Ceza'da Raskolnikov

5-Favori bayan karakterim :Hasret'te Patricia, Bin Muhteşem Güneş'te Leyla.

6-Favori okuma saatim :Belli bir okuma zamanım yok.Ama genelde geceleri yatmadan önce okurum.

20 kişi mimlemem gerekiyor sanırım. Vay halime :)


Kolay Gelsiinn :)

10 Ekim 2014 Cuma

Beklentiler ve Hedefler Mimi - Herkes Mimlendi !!! :)

Sevgili Moira M beni çok tatlı bir mimle buluşturdu :)

Mim konumuz şöyle 2015 yılından beklentilerimizi ve gerçekleştirmek istediğimiz en az 5 hedefimizi içeren bir liste hazırlıyoruz.Bu mimi de bu heveslendirici ve motive edici fotoğraf ile paylaşıyoruz.Hadi bakalım :)


Yıl sonunda da bunları ne kadar gerçekleştirdiğimizi değerlendirmek ayrı bir keyifli olacak tabi :) 

Hayatımın dönüm noktalarını gerçekleştirdim sayılır aslında. Okulum uzamadan bitti. 1 yıllık stajım bitti.Çok istediğim ehliyetimi aldım. Her zaman hayal ettiğim gibi bir iş ortamım var. 40 yıllık tecrübesi olan birinin yanında çalışıyorum ve gerçekten birşeyler öğrendiğimi hissediyorum.Bazen bu durumdan bunalsam da ailemin yanında yaşamak harika. İşte bunlar en çok istediğim şeylerdi ve gerçekleştiler.  Benim listem biraz daha iş, okul, sınav stresinden uzak olacak sanırım :) Evet başlıyorum ...

♣Bir yıl sonunda 30 kitap bitirmiş olmak
♣Üniversitede yurtta kaldığımdan beri film izleme alışkanlığımı yitirmiş durumdayım. Bunu tekrar kazanmak istediğim için de haftada en azından 2 film izlemek
♣3 kur ingilizce kursuna gittim ve bittikten sonra bunu geliştirmeye dair hiçbirşey yapmadım. En azından zaman buldukça tekrar İngilizceyle ilgilenmek
♣En uygun zamanda burnumdan kemik ameliyatı ve estetik olmak
♣İş yerinde geçen boş zamanımı en aza indirgemek, (sudoku çözerek yada internette geçirdiğim zamanı dilekçe örneklerine ve dosyalara bakarak yada kanun okuyarak geçirmek gibi mesela :))
♣Odamı olabildiğince toplu ve düzenli tutmak (evet 23 yaşındayım ve hala beceremiyorum)
♣Gereksiz harcamalarıma son vermek ve para biriktirmeyi öğrenmek.(Mesela gidip de hiç ihtiyacım olmayan bişeyi sırf beğendim diye almamak)
♣Serkan'a yaptığım tripleri en aza indirmek (Hayır asla tamamen vazgeçemem :D )
♣Serkan askerden geldiğinde nişanlanmış olmak ♥  :)
♣Nişanlanmak demişken yemek yapmayı öğrenmek de önemli bir madde tabisi
♣Serkanla bu yaz olduğu gibi bir tatil yapmak.Ama askerlik nedeniyle bu biraz tehlikede bir plan :( 
♣İnsanları olduğu gibi kabul etmek ve en ufak bir hatada o kişiden uzaklaşmamak
♣Bir hedefim daha var.Ama onu sadece ben bilsem yeterli şimdilik. Çünkü çok zaman var ama onun öncesinde bir hazırlık gerektiriyor.Başarınca mutlu haberimi alacaksınız zaten mutlaka :)
♣Yaşadıklarımı,hissettiklerimi ve düşündüklerimi bir deftere yazmak

Benim listem böyle.Eğer dilerseniz motivasyon açısından ve hedeflerinizi ne kadar gerçekleştirdiğinizi sorgulamak açısından bu listenizi bloğunuzun bir köşesine de yazabilirsiniz Moira'nın yaptığı gibi. Benim maddelerim çok uzun o yüzden kısaltarak yazacağım :)

Aslında bu mimi herkesin cevaplamasını çok isterim. Ama buraya tek tek herkesi yazmamın imkanı yok biliyorsunuz. O yüzden aklıma gelen ilk beş kişiyi yazacağım ama unutmayın ki hepiniz mimlendiniz !!  :)

Keyf-i Kahve  Yeni bloğundaki ilk mim bu olsun istedim Aylin'cim :)

Herkesin listesini okumayı heyecanla bekliyorum.Kırmayın beniii :)



8 Ekim 2014 Çarşamba

Yağmur Sonrası / Sarah JIO



"İkinci Dünya Savaşı'nın tam ortasında yaşanan yasak bir aşk ve işlenen korkunç bir cinayet"

Anne İkinci Dünya Savaşı'nda Bora Bora Adası'nda görev yapmış olan bir hemşiredir. O yıllarda nişanlıyken ailesini ve nişanlısını geride bırakarak en yakın arkadaşı Kitty ile birlikte savaşta görev almak için Bora Bora Adası'na gider. 

Nişanlısına duyduğu sevginin gerçek aşk olup olmadığı konusunda kafası karışık olan Anne, parmağındaki nişan yüzüğüne rağmen orduda görev yapan Westry adında bir askere aşık olur. Duyduğu bu aşk Westry'den de karşılık bulur.Adada gözlerden uzak bir bungalov keşfederler ve her fırsatta orada buluşmaya başlarlar. Aynı  zamanda buluşamadıklarında gizli bir yere mektup bırakırlar. Daha sonra adanın yerlilerinden o bungalovun lanetli olduğuna ve o kapıdan içeri girenin ömür boyu kalp acısı çekeceğine dair birşeyler duyarlar ancak umursamazlar.

Bungalovda kaldıkları bir gece korkunç bir cinayete şahit olurlar. Anne bu cinayeti şikayet edip adaleti yerine getirmeleri gerektiğini savunsa da Westry kimseye bundan söz etmemeleri gerektiği konusunda ısrarcı olur ve sebebini de söylemez. Bunu gizli tutmaya karar verirler. Adanın yerlilerinden yaşlı bir kadın ancak bu cinayetin çözülmesi ve adaletin yerini bulmasıyla bu lanetin ortadan kalkacağını söyler. İşlenen cinayet yıllarca Anne'nin omuzlarında bir yük gibidir.

Ada Kitty'nin de hayatında çok şey değiştirir.Bu arada Anne Kitty'nin  kendisine karşı davranışlarını değiştirdiğini farkeder. Çok yakın arkadaş olmalarına rağmen zamanla birbirlerinden uzaklaşırlar.

Annesinden gelen mektupla Anne ailesiyle ilgili bir çok değişikliğin yaşandığını da öğrenir.

Savaş sona erdiğinde Westry bir başka yerdeki savaş için görevlendirilir ve oraya gönderilir. Anne tekrar evine dönmeye karar verir. Kitty yine savaşta görev alarak başka bir yere gider.Savaş hepsini ayrı yerlere sürükler. 

Anne eve dönüp düğün hazırlıklarına başladığında aklında hep bir soru işareti kalır. Acaba  gerçek aşk bu mudur? Evlenmek onun için bir hata mı olacaktır? İşte bunları düşündüğü sırada Westry'nin ağır yaralı olduğuna dair bir telefon alır ve onun yanına hastaneye gider. O hastanede çalışan Kitty Westry'nin onu görmek istemediğini söyler. Anne duydukları karşısında yıkılır ve Westry ile Kitty arasında birşeyler olduğunu düşünüp tekrar evine geri döner. 

Uzun yıllar sonra Anne'ye bir mektup gelir. İşlenen cinayetle ilgili kitap yazan biri bu konuyla ilgili bildiği birşey olup olmadığını sormakta ve aynı zamanda adaya gelmek isterse elinde kendisine ait birşey  olduğunu söylemektedir. 

Mektubu okuduğu sırada Anne'nin torunu yanındadır. Torunu bir heykelle ilgili araştırma yapmaktadır. O heykeli yapan kişiye ulaşmaya çalışır. Bu heykeltraşın Anne ile ne ilgisi olabilir ve torununun yaptığı araştırma Anne'nin hayatında ne gibi bir dönüm noktası olabilir ?

İşte kitabın en heyecan verici kısmı buradan sonra başlıyor. Anne adaya gidecek mi ? Cinayetle ilgili bildiklerini anlatacak mı ? Westry neden cinayeti gizli tutmaları konusunda bu kadar ısrarcıydı? Mektup gönderen kişi kim ve elinde Anne'ye ait olan ne var ? 

Anne ve Westry'nin yolları bir daha kesişecek mi ? Geç de olsa kavuşacaklar mı ? Westry Anne'ye ulaşmaya çalıştı mı ? Onu sevmeye devam etti mi ? Kitty'e ne oldu ve Anne'nin hayatının gidişatını nasıl değiştirdi? Hastanede birbirlerini gördükten sonra bir daha görüşecekler mi ? Kitty neden Anne'den uzaklaştı ve sonra yaptıklarından pişman oldu mu ? Westry ve Kitty arasında birşeyler yaşandı mı ? Cinayeti kim işledi ? 

İşte tüm bu soruların cevabını bulabilmek için son hızla okuyacağınız bir kitap. Sarah Jio kesinlikle en sevdiğim yazarlar arasında yerini aldı. Mart Menekşeleri de bu da harika romanlar. İkisinin de tarzı aynı.Geçmiş ve bugünü birbirine bağlayan olaylar var. Ama ikisi de birbirinden güzel. Keyifle okudum ve itiraf ediyorum bazen gözlerim bile doldu. Bu ara çok mu duygusalım ne :)

Sıra Böğürtlen Kışı'nda. Eminim ki o da çok güzel. 

Yağmur Sonrası'nı ve hatta Sarah Jio'yu tavsiye ediyorum.Bence okumalısınız :)

"Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... 
 Ya yoksa ?"


3 Ekim 2014 Cuma

Bir Küçük Eylül Meselesi



Film vizyondayken gitmek fırsat olmadı bir türlü.Ama o kadar çok anlatıldı ki hep aklımdaydı izlemek.Filmin bu kadar dikkatimi çekmesinin sebeplerinden biri de filmin müziği olan Nil'in şarkısına bitiyorum.  Serkan da geçen gün filmi izlemiş ve hem güzel hem de tuhaf bulmuş. Sen de izlesene merak ediyorum fikrini dedi. Ben de kusur kalmadım ve izledim sonunda :)

Başrollerde Farah Zeynep Abdullah ve Engin Akyürek var. Engin Akyürek filmde çirkin adam olarak yansıtılıyor sürekli."Bir gün çirkin bir adam çok güzel bir kıza aşık olur" gibi. Güzel kızımız da Eylül tabi ki. 

Eylül rahat ve lüks bir hayata sahip olan,yaşamı dalgaya alan,istediği herşeye sahip olan bir kız... Ancak geçirdiği trafik kazası sonucu son 1 ayda neler yaşadığını, o zaman zarfında  nerede olduğunu hatırlamaz. Arkadaşları zamanla düzeleceğine herşeyin yolunda olduğuna inandırırlar onu. Doktor şu an hatırlamadıklarını yavaşça hatırlayacağını ve hafızasının yerine geleceğini söyler. 

Ancak Eylül birşeylerin ters gittiğinin farkındadır. Cep telefonuna baktığında son bir aya ait ne bir arama ne de mesaj vardır. İlk şüphelendiği şey bu olur. Daha sonra evde bulduğu şapka ona hayal meyal birşeyler hatırlatır ve arkadaşlarından son bir ay içinde Bozcaada'ya geziye gittiklerini öğrenip içgüdüsel olarak oraya gitme gereği hisseder. 

Oraya gittiğinde daha önce hatırlamadığı bir adamla karşılaşır. Eylül'e kendisini hatırlaması gerektiğini birbirlerine aşık olduklarını söyler. Eylül her ne kadar duyduklarından korksa ve  inanmak istemese de yavaş yavaş birşeyler hatırlamaya başlar. 

Ancak filmin sonunda sizi bir sürpriz bekliyor. Çünkü hiç ummadığınız şekilde bitiyor. Film sürükleyici sıkmadan izliyorsunuz ama bir o kadar da mantık hatasıyla dolu. Karakterlerin bazı tepkileri o kadar saçma ve alakasız ki. 


Eylül'ün arkadaşları sürekli o adam sana ne anlattı,uzaklaş oradan,kaç oradan diye telaşlanıp duruyor.Filmin yarısına kadar Engin Akyürek sapık,katil yada Eylül'e tecavüz etmiş biri gibi yansıtılmış. İnsan ne yapmış bu adam bu kadar yahu demekten alıkoyamıyor kendini.

Filmde tuhaf bulduğum birçok nokta vardı ama izlerken sıkılmadım. Farklı bir konusu var ama keşke biraz daha dikkatli olunsaymış. Sonuç olarak izlenebilir ama fazla etkileyici değil :)


1 Ekim 2014 Çarşamba

Beden Dili - 3 Dişi Flört Hareketleri

Dişi Flört Hareketleri 

Kadınlar da erkekler gibi saça dokunma,giysileri düzeltme,bir veya iki ellerini birden kalçalarına koyma,ayak ve vücudun erkeğe çevrilmesi,daha uzun bakışlar ve artan göz teması gibi temel flört hareketlerini kullanırlar.


Kadına gösterilen ilgi heyecan uyandırıyorsa gözbebeklerinin büyümesine ve yanaklarının kızarmasına yol açar. Ardından kadın dişi flört hareketlerini sergilemeye başlar.

*Saç atma : Baş hafifçe savrularak saçlar geriye atılır. Kısa saçlara sahip kadınlar da bu hareketi yapar. Sık sık saçlarıyla oynayıp saç uçlarını kıvırma hareketi sergiler.


*Erkek saldırganlık hareketi olmasına rağmen bir dişi inceliğiyle kullanılan ve sadece tek başparmağın kemere sokulduğu veya cepten dışarı çıkan başparmaklar da dişi flört hareketlerindendir.


*Bilek Gösterme :İlgilendiği erkeğe farkında olmadan bileklerinin iç tarafındaki düzgün yumuşak teni gösterir.Çünkü bilek vücudun erotik yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir.Aynı zamanda bu sırada avuç içini de gösterir.Sigara içen kadınlar bu hareketi daha belirgin olarak yapar.

*Bacak açma : Bacaklar o erkek orada olmasaydı açılacak halinden daha fazla açılır. Bu hareket bacaklarını bitişik tutan cinsel olarak savunmaya geçen kadınla tezat oluşturur.

*Yan bakış :Kadın erkeğin bakışına erkek farkedene kadar karşılık verir.Ardından bakışlarını kaçırır.Bu tahrik edici bir gözetlenme ve gözetleme hissi yaratır ve çoğu erkek bundan etkilenir.

*Ağzın hafif aralık olması ve ıslak dudaklar : Kadın cinsel organını sembolize eden bir davranıştır.

*Erkeklerin genelde bacakları açık oturması cinsel güveni ifade ederken kadınların otururken bacak bacak üstüne atması cinsel bölgeyi saklama amacı taşır.

*Kadınlar ilgilendikleri erkeğe bunu belli etmek için üç temel hareketi kullanırlar.


♣Dizle gösterme : Bir bacak öbürünün altına toplanırken diz ilgi duyulan kişiyi gösterir. Rahat bir pozisyon olup resmiyeti ortadan kaldırır ve uylukları sergiler. (Dışarda böyle oturmanın ne kadar imkanı varsa tabi :))

♣Ayakkabıyla oynama:Rahat bir tavrı gösterir ve ayağın ayakkabıya sokulup çıkarılması çoğu erkeği etkileyebilir.

♣Bacak Dolama : Çoğu erkek bunun bir kadının yapacağı en çekici oturuş pozisyonu olduğunu düşünür. Bu kadınların dikkat çekmek için bilinçli olarak kullandıkları bir harekettir.

*Silindir şeklinde bir nesneye dokunma: Sigara,şarap kadehinin ayaklığı gibi.. Bu da bilinçaltının göstergesidir.

*Kadının bacaklarını sürekli ayırıp birleştirmesi de kullanılan davranış tarzlarından birisidir.

Serkan'ı tavlamadan önce farkında olmadan bile olsa bunların çoğunu yaptıysam çok rezil olmuşum :D Neyse gerçekler bunlar yapacak birşey yok :)

Mutlaka hepimiz bilinçli olarak yada olmayarak bunlardan en az birini yapmışızdır. Sanırım en çok farkettiğimiz de saçla oynamadır.Az değilmişiz yani :)

Dışarıdan gözlemlediğinizde en çok hangi hareketlerin sergilendiğini düşünüyorsunuz ? Merak ediyorum yorumlarınızı :)

En kısa zamanda da erkeklerin bu konudaki beden hareketlerini yayınlayacağım görüşmek üzereee :)