kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kadın etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Ekim 2014 Çarşamba

Beden Dili - 3 Dişi Flört Hareketleri

Dişi Flört Hareketleri 

Kadınlar da erkekler gibi saça dokunma,giysileri düzeltme,bir veya iki ellerini birden kalçalarına koyma,ayak ve vücudun erkeğe çevrilmesi,daha uzun bakışlar ve artan göz teması gibi temel flört hareketlerini kullanırlar.


Kadına gösterilen ilgi heyecan uyandırıyorsa gözbebeklerinin büyümesine ve yanaklarının kızarmasına yol açar. Ardından kadın dişi flört hareketlerini sergilemeye başlar.

*Saç atma : Baş hafifçe savrularak saçlar geriye atılır. Kısa saçlara sahip kadınlar da bu hareketi yapar. Sık sık saçlarıyla oynayıp saç uçlarını kıvırma hareketi sergiler.


*Erkek saldırganlık hareketi olmasına rağmen bir dişi inceliğiyle kullanılan ve sadece tek başparmağın kemere sokulduğu veya cepten dışarı çıkan başparmaklar da dişi flört hareketlerindendir.


*Bilek Gösterme :İlgilendiği erkeğe farkında olmadan bileklerinin iç tarafındaki düzgün yumuşak teni gösterir.Çünkü bilek vücudun erotik yerlerinden biri olarak kabul edilmektedir.Aynı zamanda bu sırada avuç içini de gösterir.Sigara içen kadınlar bu hareketi daha belirgin olarak yapar.

*Bacak açma : Bacaklar o erkek orada olmasaydı açılacak halinden daha fazla açılır. Bu hareket bacaklarını bitişik tutan cinsel olarak savunmaya geçen kadınla tezat oluşturur.

*Yan bakış :Kadın erkeğin bakışına erkek farkedene kadar karşılık verir.Ardından bakışlarını kaçırır.Bu tahrik edici bir gözetlenme ve gözetleme hissi yaratır ve çoğu erkek bundan etkilenir.

*Ağzın hafif aralık olması ve ıslak dudaklar : Kadın cinsel organını sembolize eden bir davranıştır.

*Erkeklerin genelde bacakları açık oturması cinsel güveni ifade ederken kadınların otururken bacak bacak üstüne atması cinsel bölgeyi saklama amacı taşır.

*Kadınlar ilgilendikleri erkeğe bunu belli etmek için üç temel hareketi kullanırlar.


♣Dizle gösterme : Bir bacak öbürünün altına toplanırken diz ilgi duyulan kişiyi gösterir. Rahat bir pozisyon olup resmiyeti ortadan kaldırır ve uylukları sergiler. (Dışarda böyle oturmanın ne kadar imkanı varsa tabi :))

♣Ayakkabıyla oynama:Rahat bir tavrı gösterir ve ayağın ayakkabıya sokulup çıkarılması çoğu erkeği etkileyebilir.

♣Bacak Dolama : Çoğu erkek bunun bir kadının yapacağı en çekici oturuş pozisyonu olduğunu düşünür. Bu kadınların dikkat çekmek için bilinçli olarak kullandıkları bir harekettir.

*Silindir şeklinde bir nesneye dokunma: Sigara,şarap kadehinin ayaklığı gibi.. Bu da bilinçaltının göstergesidir.

*Kadının bacaklarını sürekli ayırıp birleştirmesi de kullanılan davranış tarzlarından birisidir.

Serkan'ı tavlamadan önce farkında olmadan bile olsa bunların çoğunu yaptıysam çok rezil olmuşum :D Neyse gerçekler bunlar yapacak birşey yok :)

Mutlaka hepimiz bilinçli olarak yada olmayarak bunlardan en az birini yapmışızdır. Sanırım en çok farkettiğimiz de saçla oynamadır.Az değilmişiz yani :)

Dışarıdan gözlemlediğinizde en çok hangi hareketlerin sergilendiğini düşünüyorsunuz ? Merak ediyorum yorumlarınızı :)

En kısa zamanda da erkeklerin bu konudaki beden hareketlerini yayınlayacağım görüşmek üzereee :)

8 Mart 2014 Cumartesi

Kadın Olmanın Zor Olduğu Tükiye'de Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun

8 Mart Dünya Kadınlar Günü deyince insan bir durup düşünüyor, Türkiye'de kadınlar için "kadın olmak" bu denli zorken bugünümüz kutlu olsun demek ne kadar gerçekçi. Tabi ki göğsümüzü gere gere 8 Martımız kutlu olsun diyeceğiz. Fakat içimiz ne kadar rahat.


Hergün gazetelerde, haberlerde eşi/eski eşi, sevgilisi/eski sevgilisi veya herhangi bir üçüncü şahıs tarafından dövülen, öldürülen, yaralanan, şiddet gören kadınlarımızı gördükçe içim rahat bir şekilde 8 Mart Dünya Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun yazamadım başlığa. Bunun yerine uzun olsa da bu başlık daha uygun oldu.

Merak ediyorum kadın olmanın bu kadar zor olduğu kaç ülke var acaba dünyada.

Çünkü zor, hem de çok zor Türkiye'de kadın olmak. Haklarımızı, kendimizi savunmak çok zor. İkinci sınıf insan muamelesi görmememiz gerektiğini kabullendirmek çok zor. Bir kere şiddet görsek ağzımızı açıp da birşey söyleyemeyiz kimseye. Çünkü söylersek şunları duyarız karşılığında;

 "kim bilir ne yaptı da haketti dayağı"
 "erkektir arada olur o kadar" 
 "aman kızım ufak bir olay için yuvanı mı yıkacaksın"
 "Bir anlık sinirle vuruvermiş. Sineye çek, olmamış gibi davran"

Anne babamız bile yediğin dayağı unut, kır dizini otur kocanın yanında diyebilir. Çünkü annemiz de bir kadın olarak aynısını yaşamış ve dizini kırıp oturmuştur.

Şiddet uygulayan bir baba ve şiddet gören annenin çocukları da sağlıklı olmaz doğal olarak. Erkek çocuk babasını örnek alarak şiddet uygulayan bir adamın temellerini atabilir kendi içinde. Kız çocuk ise annesini gözlemleyip susmayı, dizini kırıp oturmayı, sessiz kalmayı, gördüğü işkenceyi kabullenmeyi öğrenir. Bu manzara bu şekilde aileden çocuklara geçer ne yazık ki.

Kimi kadınlarımız bu şiddete daha fazla katlanamayıp kurtulmak için elinden geleni yapar. Belki kurtulur da. Hayatına yeniden yön verir. Ama bu sefer de "dul" etiketi bırakmaz peşini. Bir kadın dul olunca çevredeki çoğu erkek kimseye hayır demez gözüyle bakar o kadına. Oysa kadın sadece bir bedenden ibaret değildir.  Onun herşeyden önce herkesin ulaşamayacağı bir ruhu vardır. Bunu anlamaz çoğu erkek. 

Kimi kadınlarımız ise çaresizlikten katlanır gördüğü şiddete. Çünkü gidecek başka yeri yoktur. Geçimini sağlayacak ne bir işi ne de mesleği vardır. Ana babasına gitse kocasının yanına geri gönderecektir. Şiddet görüp de görmezden gelmeye devam edecektir.

Şiddet uygulayan erkek kendini adam sanadursun. Bırak adamlığını acaba ne kadar "insan" sayılabilir ki bunu yapan bir "adam"!

Bir erkekle kadının ilişkisinden bahsedilirken, erkeğe gelince "erkektir yapar, helal olsun" olur. Kadına gelince "fahişe" damgası yer.

Bakımlı olursun laf söylerler, kendine bakmazsın ne biçim kadın derler.
Belli bir saatten sonra dışarı adım atamayız korkudan başımıza birşey gelecek diye.
İstediğimizi giyemeyiz. Her zaman dikkat etmek zorundayız.
Cinsellik erkek için normal birşey, bir ihtiyaçken kadın için ise ayıptır.


Kadının ne anlama geldiği ve ne anlama gelmediği düşünülmelidir. Yukarıda alıntı yaptığım fotoğraftaki gibi kadın iki göğsü ve bacak arası için var edilmiş değildir. Kadın cinsel bir obje, kapitalizme meta, seks kölesi, üreme makinesi, kimsenin namusu değildir!!!

Yaratılış olarak farklı olsak da kadınla erkek eşit statüye sahiptir, gelecekte de böyle olacaktır.Erkeklerle aynı haklara sahibiz. Bizim işimiz sadece evlenmek, çocuk doğurmak, çocuk bakmak, yemek, çamaşır, bulaşık, ütü... Ve daha bir sürü şey değil.Toplumun ve hayatın her alanında özellikle de çalışma hayatında kadına yer vardır. 
Evet şu anda bunların yansımasını göremiyoruz gerçek hayatta. Uzun yıllar alacak bu ütopyanın gerçekleşmesi. Ama bunların bilincinde olmalıyız. Farkına varmalıyız asıl olması gerekenın bu olduğunun. Bu bilinci yaymalıyız. Erkek ve kadının eşit olduğunu çocuklarımızı eğitirken onlara aşılamalıyız. 

Kısacası zor Türkiye'de kadın olmak. Toplumda kendimize yer açmaya çalışmak, kendimizi kabullendirmek çok zor. Biz de buradayız, biz de varız diyemiyoruz bir türlü.

Hergün haberlerde şiddet gören kadınlarımızı izlerken içim cız ediyor. Morarmış yüzler ve vücutlar, ölü bedenler... Neden hakediyoruz ki bunları? Yada insan her ne yapmış olursa olsun bu insandışı muameleyi hakeder mi?

Her geçen gün kötüye gidiyormuşuz gibi hissediyorum. Bu o kadar büyük bir problem ki belki yıllarca en aza indirilemeyecek. Toplumun bir bütün halinde tedaviye ihtiyacı var. Özellikle de şiddet uygulamaktan zevk duyan, bu şekilde kendini adam sanan erkeklerin. 

Kadınlarımızın gördüğü şiddet sadece fiziksel değil, psikolojik, ekonomik, cinsel şiddete de maruz kalınıyor. Yapmamız gereken bunlar karşısında susmamayı öğrenmek. Tepki gösterebilmek. Bu aşamaya gelebilmek için de çoook zaman lazım. Çünkü temelde bir bozukluk var. 

Çocuklarımızı eğitme tarzımız bile kız ve erkeğe göre farklı farklı. 
Kız çocuklarımızı büyütürken ; "kızlar öyle yapmaz, böyle yapmaz, öyle oturma ayıp, öyle konuşma ayıp, şöyle yapma günah" Kısacası kız çocuk deyince "AYIP ve GÜNAH" ağırlık kazanıyor. Onlara susup oturmayı, sineye çekmeyi, herşeye tepki vermemelerini öğretiyoruz. Ezilmeyi öğretiyoruz.

Erkek çocuk deyince tam tersi ; daha küçükken "erkek adamsın sen" ile başlıyoruz büyütmeye. "Hani oğlumun pipisi" diye de devam ediyor. Çünkü erkek için ayıp değil bu. Güç göstergesi. Varlık nedeni. Saklamasına gerek yok ki gayet doğal. Göğsünü gere gere gösterebilir. Onlara da ezmeyi, güçlü olduklarını öğretiyoruz. Karşı cinse sadece bir cinsel obje olarak bakmayı aşılıyoruz. 

Bu konuda yazacaklarım hiç bitmez. O kadar doluyum ki. Daha fazla uzatmak istemiyorum.
Dilerim en kısa zamanda kadınların hakettiği değeri gördüğü, toplumdan dışlanmadığı, şiddet görmediği  ve "8 Mart Dünya Kadınlar Günümüzün" kutlu olduğu bir Türkiye'ye kavuşuruz . 

Yazdıklarımda anlattığım erkek tipi için ise tabi ki istisnalar var. Ama ne yazık ki bu tablo karşısında çok daha ağır şeyler söylemek istiyor insan.

Bu günümüze sahip çıkalım. Kadın olmanın zor olduğu Türkiye'de Kadınlar Günümüz Kutlu Olsun.