yalnızlığın sesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yalnızlığın sesi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mart 2014 Pazartesi

Yalnızlığın Sesi



İnsan ne çabuk alışıyor herkese, her şeye... Hatta olmaz, hayatta alışamam dediği şeylere bile...Şaşırıyorum bazen kendime. Ne çabuk diyorum... Ama bazen de bu çabukluk en güzeli. Eğer mutlu ediyorsa tabi...

İnsanoğlu seviyor bir şeylere yada birilerine bağlanmayı, alışmayı, onsuz olamayacağını düşünmeyi. Halbuki bu dünyaya gelirken de yalnızız, bu dünyadan giderken de...

Ne tuhaf bir çelişki; başlangıç ve bitişi yalnız yaparken, o aradaki uzun ama bir o kadar da kısa çizgide yalnız olmaya katlanamıyoruz. Hep biri veya birilerini istiyoruz yanıbaşımızda.

Aslında bir anlamda da her zaman yalnızız. Yanımızda eşimiz, sevgilimiz, anne, bababamız, çocuklarımız olsa bile... Çünkü içimizde bizden ayrı bir "ben" var. Ve o kimseyle olamıyor. Sadece kendisi, bir başına...Bu yüzden uzaklaşıyoruz etrafımızdakilerden. 

Biz sadece o "ben" e eşlik ediyoruz bu zamanlarda,kimseyi istemediğimiz zamanlar bunlar. Yalnızlığın sesini içimizdeki "ben"in sesi bastırıveriyor aniden. 

Ona eşlik ederken de kimi zaman çok iyi anlaşırken, kimi zaman ters düşüyoruz ve yalnız bırakıyoruz onu, yine bir başına... Arada bize seslenişini duyar gibi oluyoruz. Bazen kulak verirken o sese, bazen de duymamış gibi yapıyoruz. Yani ben öyle yapıyorum en azından. 

Duymamış gibi davranmak işime geliyor çoğu zaman. Her şey daha bir kolaylaşıyor sanki. Böyle yapınca o da yalnız kalıyor ben de. 

Biraz sus olur mu? Yokmuşsun gibi davran. Hey "sen" evet, sana diyorum. Azıcık sus, pılını pırtını topla da biraz "yalnız" kalmama izin ver diyorum... Susuyor. Böylece kimse kimsenin işine karışıp akıl vermeye kalkmıyor. Oh ne güzel.

Bunları bana yazdıran yalnızlığın sesi.

 Sessizliğin anlamı bu sanırım: Yalnızlığın sesi. Onu dinliyorum bu gece. İçimdeki "ben"i de attım bir köşeye ne hali varsa görsün...

İyi geceler herkese...