alışmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
alışmak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Temmuz 2014 Çarşamba

Rüzgar'a Mecburi Veda ve TEŞEKKÜR


Şimdi veda kısmına geçmeden önce teşekkür etmem gereken üç kişi var. 

Bloğumun yeni görünümü o kadar içime sindi ki çok çok sevdim. Böyle bazen bakıp bakıp mutlu oluyorum :) Sade ve gözü yormayacak bir değişiklik istiyordum. Sıkılmıştım da. Ama böyle tasarımmış değişiklikmiş pek beceremiyorum. 

Neyse ki  Maya devreye girdi ve istediğim değişiklikler için Zamska'nın bana yardımcı olabileceğini söyledi. Zamska'ya mail attım ve bana hemen geri döndü. İstediğim değişiklikleri söyledim kendisine. Ama insan tam olarak ifade edemiyor da ne istediğini. Fakat Zamska sağolsun tüm yoğunluğuna rağmen vakit ayırıp o kadar içime sinen bir tasarım yaptı ki kendim yapsam bu kadar sevmezdim sanırım :) Başını ağrıttım biraz ama bana iyi katlandı vallahi :))

Sonuç olarak içime sinen tüm bu değişiklikleri yapan sevgili Zamska'ya ve buna aracı olan Maya'ya kocamaaann teşekkür ederim ♥ :)

Ayrıca dağıttığı sevgi ve dostluk ödülünde beni es geçmeyen Buralı Olmayanlar Lokaline de çok teşekkür ederim.

***



Şimdi gelelim veda kısmına. Birkaç günde fazlasıyla alıştığımız Rüzgar'a veda etmek zorunda kaldık maalesef. O kadar üzüldüm ki anlatamam. Her fırsatta bahçeye çıkıp onunla ilgileniyordum. Adli tatil dönemindeki durgunlukta beni mutlu eden tek şeydi belki de. Aynı katta yan tarafımızda kuaför var. Onun da kapısı bahçeye açılıyor. Haftasonu biz uğrayamadığımız için Rüzgar'la o ilgilenecekti. Ben Pazar günü de uğrama fırsatı buldum bahçe darmadağındı. Rüzgar biraz yaramazlık yapmış anlayacağınız. P.tesi geldiğimizde kuaför "haftasonu bahçeyi talan etti.Her yere tuvaletini yapmış. Çiçekler mahvoldu. Haftasonu bana gelen müşterilerin çocukları da hiç rahat bırakmadı köpeği" deyince anladık ki Rüzgar'a yol göründü. Kuaföre gelenlerden biri "bana verirseniz bakarım ona" demiş. Eninde sonunda da biraz büyüdükten sonra problem yaşayacağımız belliydi zaten. Biz de verdik Rüzgar'ı :( Umarım iyi bakarlar ona. 
Off insan herşeye ne kadar çabuk alışıyor ya. Gittikten sonra bir fena oldum. Öyle işte...

Ölen muhabbet kuşumun ardından günlerce ağlayan benden de başka bir performans beklenemezdi zaten. Tabi ki çok üzüldüm.Ama yapacak birşey yok. İçim bir tuhaf oldu bak yine.Neyse öğle arası vakti gelmiş. Gittim ben...

17 Mart 2014 Pazartesi

Yalnızlığın Sesi



İnsan ne çabuk alışıyor herkese, her şeye... Hatta olmaz, hayatta alışamam dediği şeylere bile...Şaşırıyorum bazen kendime. Ne çabuk diyorum... Ama bazen de bu çabukluk en güzeli. Eğer mutlu ediyorsa tabi...

İnsanoğlu seviyor bir şeylere yada birilerine bağlanmayı, alışmayı, onsuz olamayacağını düşünmeyi. Halbuki bu dünyaya gelirken de yalnızız, bu dünyadan giderken de...

Ne tuhaf bir çelişki; başlangıç ve bitişi yalnız yaparken, o aradaki uzun ama bir o kadar da kısa çizgide yalnız olmaya katlanamıyoruz. Hep biri veya birilerini istiyoruz yanıbaşımızda.

Aslında bir anlamda da her zaman yalnızız. Yanımızda eşimiz, sevgilimiz, anne, bababamız, çocuklarımız olsa bile... Çünkü içimizde bizden ayrı bir "ben" var. Ve o kimseyle olamıyor. Sadece kendisi, bir başına...Bu yüzden uzaklaşıyoruz etrafımızdakilerden. 

Biz sadece o "ben" e eşlik ediyoruz bu zamanlarda,kimseyi istemediğimiz zamanlar bunlar. Yalnızlığın sesini içimizdeki "ben"in sesi bastırıveriyor aniden. 

Ona eşlik ederken de kimi zaman çok iyi anlaşırken, kimi zaman ters düşüyoruz ve yalnız bırakıyoruz onu, yine bir başına... Arada bize seslenişini duyar gibi oluyoruz. Bazen kulak verirken o sese, bazen de duymamış gibi yapıyoruz. Yani ben öyle yapıyorum en azından. 

Duymamış gibi davranmak işime geliyor çoğu zaman. Her şey daha bir kolaylaşıyor sanki. Böyle yapınca o da yalnız kalıyor ben de. 

Biraz sus olur mu? Yokmuşsun gibi davran. Hey "sen" evet, sana diyorum. Azıcık sus, pılını pırtını topla da biraz "yalnız" kalmama izin ver diyorum... Susuyor. Böylece kimse kimsenin işine karışıp akıl vermeye kalkmıyor. Oh ne güzel.

Bunları bana yazdıran yalnızlığın sesi.

 Sessizliğin anlamı bu sanırım: Yalnızlığın sesi. Onu dinliyorum bu gece. İçimdeki "ben"i de attım bir köşeye ne hali varsa görsün...

İyi geceler herkese...