Roman 3 ana kadın karakter etrafında dönüyor. Anna, Flora ve Addison...
1930'lu yıllarda Anna, Lord Edward ile tanışır ve evlenip muhteşem bir köşkte yaşamaya başlarlar. Ancak Anna geçmişiyle ilgili bazı şeyleri Edward'dan gizlemektedir. Edward bu sırları öğrendiğinde Anna'dan uzaklaşır ve ona aynı gözle bakamaz. Anna her gün kamelyalarla ve çeşit çeşit çiçeklerle dolu bahçesinde vakit geçirir.Diğer bir karakterimiz ise Flora Lewis. Bir fırıncının kızı ve tek isteği ailesinin ekonomik anlamda daha rahat bir hayata kavuşması. Bitki çeşitlerinden anlayan Flora ailesini rahata kavuşturmak için kendini çiçek kaçakçılığının içinde bulur. Ona verilen görev Anna ve ailesinin yaşadığı Livingston köşkünde ender bulunan bir çiçek olan middlebury pembesi kamelyayı bulmak.
Köşk ise halk arasında lanetli olarak bilinmektedir. Çünkü Anna'nın ölümüyle beraber bir sürü genç kızın öldürüldüğü,kaçırıldığı konuşulmaktadır. (Anna'nın ölümüne gerçekten şaşırdım bu arada :)) Flora dadı olarak köşke gider ve kendini farklı olayların ve sırların içinde bulur. Aynı zamanda hiç planda olmayan bir aşk yaşamaya başlar ve dadılık yaptığı çocuklara bağlanır.
Romanın "şimdiki zaman" kısmında ise devreye Addison Sinclair giriyor. Addison botanik ve bahçe düzenlemesiyle uğraşan karakterimiz. Livingston Köşkü eşinin ailesi tarafından satın alınıyor. Addison'ın da eşinden sakladığı geçmişiyle ilgili bazı sırlar ve daima onun peşinde olan bir karakter var. Addison eşiyle birlikte köşke taşınır. Eski yıllardan beri orada çalışan bir hizmetçi onlara bu macerada eşlik eder. Addison ve kocası evde buldukları eşyalar, insanların köşkte yaşananlar ile ilgili söyledikleri nedeniyle kendilerini bir sürü gizemin içinde bulurlar. Bu sırları çözmeye çalışırlar. Bu sırada köşkte yaşamış olan Edward ve Anna'nın çocuğuyla tanışırlar.
Romanı açıkçası biraz da "katil kim yaa" diyerek okudum :)
Yine Sarah Jio'dan harika bir kurgu, harika karakterler ve harika bir roman...
İyi okumalar :)
