22 Şubat 2014 Cumartesi

Kürk Mantolu Madonna / Sabahattin Ali

Oldukça gecikmiş bu yazıyı yazmanın vakti geldi :)

Kürk Mantolu Madonna zevkle bir günde bile okunabilecek bir kitap. İnce zaten. Herşey iyi hoş da olaylarda eksik kaldığını hissettiğim birşeyler oluyor nedense. Tam olarak ben de ifade edemiyorum o eksikliği ama yine de gayet keyifliydi...

Öncelikle bir anlatıcı kahraman var. İşsiz olduğu bir zamanda arkadaşı Hamdi Beyle karşılaşıyor ve Hamdi Bey de şirkette ona bir iş ayarlıyor. Anlatıcı, şirkette aynı odada çalıştığı Raif Efendi'nin sessizliği, olaylar karşısındaki aldırmaz tutumu ve hiç kimseyle samimiyet kurmamasını ilginç bulur. Ama bu iki kahraman arasında bir türlü bir samimiyet kurulamaz.

Raif Efendi'nin yaptığı bir resmi gören anlatıcı onun hayatını, yaşadıklarını merak etmeye başlar.

Raif Efendi hastalanır ve işe gidemeyecek durumda olduğu için şirkette yapması gereken çevirileri anlatıcı alıp Raif efendinin evine götürür. Ev hayatını, ailesini ve o evde yaşayan insanların Raif Efendi'ye davranışlarını gözlemler.

Raif Efendi'nin hastalığı tekrarlar. Hem de daha ağır bir şekilde ve anlatıcıdan şirketteki eşyalarını toplayıp getirmesini ister. Anlatıcı eşyaları toplarken bir defter bulur fakat içine hiç bakmaz. Raif Efendi o defteri sobada yakmasını ister. Anlatıcı o defterin içinde Raif Efendiye dair merak ettiği soruların cevaplarını bulabileceğini anlar ve defteri okumak için Raif Efendi'yi ikna eder.

Ve Raif Efendi'nin bu karaktere sahip olmasına sebep olan olayları okumaya başlar. Bu kısımdan sonra sadece Raif Efendi'nin hayatından bahsedilmekte. Babasının onu sabunculuk işini öğrenmesi için Almanya'ya gönderişi, onun ise bu işe hiç ilgi duymayıp sanat galerileri sergilerde vakit geçirirken, bir sanat galerisinde Kürk Mantolu Madonna adlı tabloya adeta aşık oluşu ile olaylar başlıyor.

Bu tablonun sahibi ve tablodaki kadının ta kendisi olan Maria Puder ile tanışır ve ona aşık olur. Onunla yaşamak nedir onu öğrenir. Maria Puder ise erkekler konusundaki düşünceleri oldukça farklı olan bir kadındır. (Bu düşünceleri üzerine oldukça düşündüğümü söyleyebilirim :)  )

Maria Puder ile Raif Efendi birlikte olurlar. O günden sonra Maria Puder bir süre Raif Efendi ile görüşmek istemez. Raif Efendi dayanamaz ve Maria Puder'in evine gittiğinde onun hastaneye kaldırıldığını öğrenir. Maria iyileştiğinde tam ilişkileri iyice düzene gireceği sırada gelen telgrafla Raif Efendi babasının öldüğünü öğrenir. Türkiye'ye geri dönmek zorunda kalır.

Uzun süre mektuplaşırlar. Raif Efendi Maria'yı yanına alabilmek için işleri yoluna koymaya çalışır. Maria da mektuplarında hep ona bir sürprizi olduğunu ama Türkiye'ye gelmeyi beklediğini söyler. Ama bir süre sonra mektuplara cevap gelmez. Daha önce gönderdiği mektuplar da kendisine iade edilir. Raif Efendi Maria'nın hayatında başka bir adam olduğunu bile düşünür ve bir başkasıyla evlenir.

Yıllar sonra Almanya'da kaldığı pansiyondan tanıdığı bir kadına rastlar. Ona Maria'yı sorar. Ondan öğrendikleriyle tüm hayatı alt üst olur. Maria'nın öldüğünü mektuplara bu yüzden cevap alamadığını ve hastalığı döneminde bir çocuk dünyaya getirdiğini öğrenir. Bu çocuğun babasının kendisi olduğunu anlar.

Çünkü rastladığı kadın, Maria'nın ona çocuğunun babasının bir Türk olduğunu anlattığını söyler.Mektuplarda bahsedilen bu sürprizin aslında bir bebek olduğunu fark eder Raif Efendi. Kadının yanındaki kız çocuğunun aslında Maria ile kendi kızı olduğunu anlar. Ancak o kişi benim, o kızın babası benim diyemez tabi. Kız ve kadın trene binip giderler.

En çok da kızına bir sarılamadı ya ona kızıyorum.

İşte gerçekleri öğrendikten sonra Raif Efendi hayattan zevk almayan sadece aynı evde kaldığı aile bireylerinin ihtiyaçları için kullanılan bir adam haline gelir.

Sonuç olarak anlatıcının da dediği gibi, Raif Efendi tam hayattan çekip giderken bulduğu bu defterle anlatıcının hayatına asıl şimdi girmiştir.



2 yorum: