21 Mayıs 2014 Çarşamba

Biri Piknik Mi Dedi? O_o


Merhabaaaa :)

Çok uzun zaman oldu böyle her telden yazmayalı. Nedense hep erteledim yazmayı. Malum ülke gündemimiz o kadar dolu ki insanın sevdiği şeylerle ilgilenmeye bile içi elvermiyor.

Ama artık özledim yazmayı ve blog okumayı.
Evet başlıktan da anlaşıldığı gibi pikniğe gidiyorum haftaya. Kiminle mi ? Sonsuz, Sonsuzun annesi ve babasıyla :)

Sonsuz'un bu daveti beni nasıl sevindirdi anlatamam. Bir erkek sevgilisini ailesiyle tanıştırmak istiyorsa bu içtenliğin en önemli göstergelerinden biri benim için :)

İnanılmaz heyecanlıyım. Annesiyle tanışmış olmanın rahatlığı var üzerimde tabi. Ama babasıyla ilk defa tanışacağım için çok stresliyim.

Anneme bu konuyu açtığımda "anne ben pikniğe gidebilirim haftaya Sonsuzla. Ama annesiyle babası da gelecek" dedim.
Annem önce şaka yaptığımı sandı. "Çok ciddiyim" deyince "istiyosan git tabi" dedi.

Nasıl mutlu oldum anlatamam :) Gerçi gitme dese de birşey değişmez. Ben izin istemedim zaten, sadece haberi olsun istedim. Ama tabi anne onayı almış olmak da insanın içini ayrı bir rahatlatıyor :)

Sonsuzun annesiyle babası da çok mutlu olmuş geleceğim için. Sonsuz tek çocuk. O yüzden onların herşeyi. Beni de kızları gibi görüp benimsedikleri için çok mutlu oluyorum. Birbirimizi tamamen tanıdığımızda da beni böyle severler umarım. Cadalozluğumu saklamalıyım :D Şaka bir yana doğal olmak en güzeli tabi ki.

Sonsuz benden de heyecanlı. Bugün bana "heyecanın geçti mi benim hiç geçmedi" dedi. Kıyamam çocuk gibi :) İnşallah pikniğimiz de güzel geçer. Sonsuz bir ara piknikten vazgeçip "acaba piknik yerine birlikte yemeğe mi gitsek?" diye sordu. Ama piknik daha samimi ve güzel olabilir diye düşündük sonra.

Bu ara hayatımda tuhaf bir monotonluk var. Sanırım biraz da arkadaşsızlıktan. Havalar ısındı ve benim dışarı çıkıp o güzelim havada vakit geçirebileceğim arkadaşım neredeyse yok. Çünkü ya başka şehirdeler yada başka ilçede. Burada olanlarla da yıllardır görüşmeyince koptuk haliyle. 

Sonsuz da olmasa hayatıma renk katan çok az şey var sanırım :) Bu ara çok karamsarım. İnsanın en yakın arkadaşlarının ve dostlarının yanında olmaması büyük eksiklik.

Ama Cuma günü Pelin gelecek bize. O gece bizde kalacak. Konser de var hem :) C.tesi de iki arkadaşımızla daha buluşacağız bir aksilik olmazsa. Güzel bir haftasonu olacak umarım. Of yarın da bir geçse de Cuma gelse hemen yaa :)

Kaç gündür Catherine Arley'in sitesinden pudra almaya çalışıyorum. Her seferinde de hata veriyor. Bir türlü kavuşamadım o pudralara :( Başka yerde de satılmıyor ki hiç. Tecrübelerime göre de cildimde problem yaratmayan tek pudra o :( Oof bende şans olsa zaten.

Neyse ben kaçtım. İyi geceleer..

♥♥♥


20 Mayıs 2014 Salı

HAYAL / AYŞE KULİN


Ayşe Kulin en çok okunan ve sevilen yazarlardan biri olmasına rağmen ben nedense 'hiç' okumadım. Yani Hayal okuduğum ilk Ayşe Kulin kitabı oldu. Böylece onu okumaya hayatıyla başlamış oldum.

Hayal, Ayşe Kulin'in yazar olma hayalinin peşinden nasıl koştuğunu,  bazen de pes edişini anlatıyor. Önüne çıkan fırsatlar, aksilikler.. Bazen öyle şeylerle karşılaşıyor ki yazarlık konusundaki umudunu tamamen kaybedip pes ediyor. Yazarlık benim neyime deyip vazgeçiyor hayallerinden.

Sonra hiç ummadığı anlarda hayat yeni fırsatlar çıkarıyor karşısına. Böylece en çok okunan yazarlardan biri oluyor zamanla. Umudumuzu kaybetmememiz gerektiğini gösteriyor bir kez daha.

Sadece yazarlık hayatı değil aile hayatını da anlatıyor. Eşinden boşanmış ve dört çocuğunu yetiştirme çabası veren bir kadının hayat hikayesi aynı zamanda.

Hayal'de en çok hoşuma giden şey ise içindeki çizimler oldu. Çok hoş ve eğlenceli hale getirmiş kitabı. Bazı çizimler beni güldürdü. Güzel bir fikir olmuş.

Yazdığı romanların, kitapların yazılış aşamalarını kısa kısa anlatıyor. Her birinin konusu da dikkat çekici. Mesela Sevdalinka daha önce dikkatimi çekerdi ama nedense hiç alasım gelmemiş. Sevdalinka ile ilgili anlattıkları, yazılış aşaması çok ilgi çekici. Bu yüzden okuyacağım ikinci Ayşe Kulin kitabı Sevdalinka olacak.

Yazımı Hayal'in başlangıç sayfasında yer alan Yahya Kemal Beyatlı'nın cümlesi ile sonlandırmak istiyorum.

"İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar."




15 Mayıs 2014 Perşembe

IŞIĞIM SÖNDÜ...



Şerif Erginbay tarafından 20 Mayıs 2010'da yazılan bu şiir, Soma'daki faciayı en iyi anlatan dizeler belki de....

IŞIĞIM SÖNDÜ
Karıcığım hoşçakal, ışığım azalıyor,
Yanımda ölü arkadaşlarım.
Artık kömür kokulu ekmekler getiremeyeceğim sanırım.
Buraya kadarmış çocuklarım, hoşçakalın,
Hakkınızı helal edin; anacığım, babacığım.
Işığım azalıyor, hoşçakalın..
Üstüme değil içime çöken ocağın sessizliğinde
Tek tek seslerinizi duyuyorum, yüzlerinizi görüyorum,
Işığım azalıyor, soluğum azalıyor, biliyorum,
Yavaş yavaş dünyanın kara kalbine gömülüyorum.
Işığım söndü, işte gidiyorum..,
Ah, en çok da şimdi, bir bilseniz
Nasıl da bulutları, ağaçları, gökyüzünü özlüyorum.
Işığım söndü.. hoşçakalın, arkadaşlarım çoktan gitti,
Artık ben de gidiyorum...
                                          ***
Söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum.. Başbakanın Soma'ya bir sürü korumayla gitmesi bile çok manidar. Neden ve kimden korkuyorsun ? Kendi milletinden, kendi halkından bu kadar korkmak!!
Başbakan Soma'dayken kendisiyle konuşmak isteyen işçi yakınını korumaları susturmaya çalışıyor ve bağırmamasını söylediklerinde adam isyan ederek "orada bağırma burada bağırma nerede konuşacağız biz" diyor. Ne kadar acı.. Her yerde insanları susturmaya çalışmaktan başka birşey yapılmıyor.
İşçi yakınlarına bağlanacak aylıkla mı dinecek acılar ?
Meclis 20 gün öncesi Manisa milletvekilinin Soma'da maden ocaklarında yaşanan kazalar ile ilgili önergesini görüşmeyi reddetmiş. Birşeyleri görmek için illa can vermek mi gerekiyor ?
İşçi yakınını tekmeleyen Başbakanlık müşavirine ise söyleyecek tek kelime bile yok!!

Kader mi ?? Kesinlikle değil..

12 Mayıs 2014 Pazartesi

Üstünlük Mü??

Bugün büroya avukatın bir arkadaşı geldi. Emekli hakimmiş kendisi. Erken emekli olduğu için de avukatlık yapmaya karar vermiş ve büro açacakmış. O kadar mütevazi bir adamdı ki. Bilmiyorum diyebilmek ve bunu demekten utanmamak bence erdemlerin en büyüğü. Adam hiç çekinmeden ve bundan utanmadan bana (ki zaten çekinecek bir şey de yok)

"Ben bu mesleğe yeni başlayacağım. Püf noktalarını öğrenmek için geldim. Şu an sen yeni mezun olmuşsun, stajyersin ama avukatlık alanında benden daha çok şey biliyorsun" dedi. Önce laf olsun diye söylüyor sandım. Ama gerçekten de dediği gibi birçok şeyi yeni öğrenecekmiş onu anladım. 

Serbest meslek makbuzu, ücret sözleşmesi, serbest meslek kazanç defteri, muhasebe, dilekçelerle ve vergilerle ile ilgili sorular sordu. Dilekçe örneklerini bir flash belleğe atıp ona verdik, bürosunu açtığında elinde örnek bulunsun diye. 

Merak ettiği bir çok soru sordu ve hiç bir mahcubiyet ifadesi yoktu yüzünde. Herkes herşeyi bilmek zorunda olmadığı gibi o da hakim diye hukuk alanındaki tüm işleri bilmek zorunda değil. 

Aslında önüne her gün onlarca dilekçe geliyordur ama önüne gelen dilekçeyi okumak farklı bir de emek vererek o dilekçeyi yazmak farklı iş. 

Hakim, avukat, savcı... Hepimiz hukuk fakültesinden mezun oluyoruz. Ama tercihlerimize göre bu mesleklerden birini seçiyoruz. Her birinin yaptığı iş bambaşka ve bunlar birbirinden tamamen ayrı meslekler. Ama nedense hakim ve savcıların çoğu kendilerini tüm insanlardan olduğu gibi avukatlardan da üstün görüyorlar. Vatandaşlar da avukatlar da dahil herkesin kendilerinden, otoritelerinden korkmalarını, çekinmelerini istiyorlar. Oysa insan adaletin, hukukun temsilcilerinden korkmamalı. 

Duruşma sırasında bir tripler, avukatı ezme çabası.. Abartılmış ve şişirilmiş egolarıyla birlikte insanları küçümsemeye bayılıyor çoğu. Ama bir yandan buna sebep olan da avukatlar. Çünkü geneli hakim ve savcılara "efendi" gözüyle bakıyorlar. Konuşurken bile "efendim" diyorlar. Sürekli başları eğik. Kimse kimsenin efendisi değil. Herkes işini yapsın. Benim bakış açım her zaman bu olacak. 

Hakim, savcı kendini her açıdan üstün görüyor avukattan. Neymiş efendim o hakimmiş, o karar veriyormuş! Bu herşeyi bildiğin anlamına gelmez, gelemez.. Duruşmalarda öyle şeyler oluyor ki, hakimin o konuyu bilmediği her halinden belli ve ona rağmen o kadar ukala davranıyor ki. Bilmiyorum diyemediği için daha çok rezil oluyor. Ya bilmiyorum de işte ne var bunda!

Üstünlük tartışmasına girecek olursak eğer ben de -henüz daha stajyer olmama rağmen- bugün gelen beyefendiden üstünüm o zaman! Çünkü benim çoktan öğrenmiş olduğum şeyleri yeni öğreniyor. Bu üç meslek arasında astlık-üstlük ilişkisinin olmadığını bir kez daha görmüş oldum böylece. 

Sonuç olarak bu üçü birbirinden tamamen farklı meslekler olup hiç biri diğerinden üstün değildir.  Keşke hakim ve savcılarımız bugün gelen beyefendi gibi egolarını yenmiş olabilse ve şayet bilmiyorsa bilmiyorum diyebilse. Keşke biraz aşabilseler aşağılık komplekslerini. Ama maalesef geneli o kadar ukala ki. 

Ve bugün bir kez daha anladım ki. Bilmiyorsan göğsünü gere gere bilmiyorum diyeceksin. Bundan utanmayacaksın. Yeni öğrenmek hiç bir zaman mahcup olmayı, utanmayı gerektirmez. 

Tekrar söylüyorum, cümlelerim tabi ki bir genelleme değil. Herkesin böyle olduğunu iddia etmiyorum. Sadece mütevazi olan ve insanlara yukarıdan bakmayan çok az hakim ve savcı ile karşılaştım. Bugünkü beyefendi de onlardan biriydi.

Egoların yok olduğu günlere kavuşmak dileğiylee :))


11 Mayıs 2014 Pazar

Haftasonu Heyecanı



Biraz geç kalmış olsam da daha gün bitmedi sonuçta. Tüm annelerin ve anne adaylarının Anneler Günü kutlu olsun :) 

Bu haftasonu Anneler Günü nedeniyle benim için farklı bir heyecana sebep oldu. Çünkü Sonsuz'un annesine anneler günü hediyesi aldım. Ve seçerken çok çok zorlandım. Neyse ki annem de yardımcı oldu bana.
Tabi ki kendim veremedim hediyeyi. Sonsuz'a verdim, o götürdü annesine. Hediyeyi verdikten sonra ben telefonla aradım. Telefona açılana kadar kalbim ağzımda attı resmen :D 

Daha önce tanıştık ama ne bileyim farklı bir heyecan işte :) Annesi çok sevinmiş. Hemen gidip "gelinim aradı" demiş Sonsuz'a :) Onu mutlu ettiğim için çok mutluyum :))

Şu anda biraz moralim bozukumsu. Bozukumsu mu?? O neyse artık :D Yani hem iyiyim hem kötü. Bir yandan Sonsuzla 24 saat bir arada olmanın mutluluğu var içimde. Bir yandan da o 24 saatten sonra onun yanından ayrılıp eve gelmenin yarattığı burukluk.

Onun yanındayken bütün dünyayı unutmak kadar güzel bir şey yok :)
 Bazen bir aradayken eve gitmek istemediğimizde birbirimize "evlensene benimle" diyoruz. O an o kadar içten geliyor ki bana :) Umarım hayallerimiz gerçek olacak bir gün. Hıdrellezde en büyük dileğim buydu :)

Haftasonu da bitti. Ve yarın sendrom günü oof :)

Şimdiden herkese güzel ve huzurlu bir hafta diliyorum.

♥...Mutlu kalın...♥


9 Mayıs 2014 Cuma

Tek Kelimelik MİM =)


Sevgili Şeyma Beni mimlemiş. Çok teşekkür ederim. Ne zamandır bu mim gözüme çarpıp duruyordu :) Mimlendiğimi görünce ben de hemen yapıverdim.

Aklıma ilk gelenleri düşünmeden ve hiç değiştirmeden yazdım :) Aslında Şeyma mim yerine TAG demiş. Ama ben ısınamadım pek. O yüzden başlıkta mim yazacağım. Kusuruma bakmaz umarım :)

Telefonun Nerede ? ---> Şarjda

Partnerin ? ---> Sonsuz =)

Saçların ? ---> Uğraştırıcı

Annen ?  ---> Herşeyim

Baban ?  ---> Canım

En Sevdiğin Eşya ?  ---> Panpa (Kocaman pembiş ayıcık :)

Son Gece Gördüğün Rüya ?  ---> Saçma

Hayalindeki Araba ?  ---> Micra

İçinde Bulunduğun Oda ?  ---> Dağınık :)

Korkun ?  ---> Yalnızlık

10 Sene İçinde Ne Olmak İstiyorsun ?  ---> Huzurlu ( Hatta evli, mutlu,çocuklu haha :)

Sen Ne Değilsin ?  ---> Ukala

Üzerinde Ne Var ?  ---> Ayıp :D

Senin Hayatın ?  ---> Sakin

Moralin ?  ---> Kıvamında :)

Şu An Ne Düşünüyorsun ?  ---> Mim

Senin Bilgisayarın ?  ---> Sony

Bira ?  ---> Pringles :)

Aşk ?  ---> Sonsuz :)

İki soruda parantez ekledim ama o kadar da olsun değil mi ? Dayanamadım :)

Şimdi gelelim mimlediklerime. Umarım henüz yapmamışlardır.

Pink Timber
BEYAZ GEMİ
Ucuz Roman

Başka mimlerde buluşmak üzere hoşçakalıın =)


8 Mayıs 2014 Perşembe

MİM : Siz Hiç?? :)

Sevgili loverK beni mimlemiş. Bu mim bana hayatı nasıl ve ne kadar dolu yaşayıp yaşamadığımı sorgulattı aslında. Sevdim bunu :) Teşekkür ediyorum kendisine ve mime başlıyorumm =)


Siz hiç gerçek aşk nedir bildiniz mi?
Eveet :) Belki de hayattaki en güzel duygulardan biri olan aşkı şuanda yaşadığım için çok mutluyum :)

Siz hiç acı çektiniz mi?
Evet. Çektiğim bazı sıkıntılar bana o anda çok acı verse de üzerinden zaman geçince aslında buna mı üzülmüşüm ben yaa diyorum. Ama bazıları da o kadar canımı acıtıyor ki geçen zaman bile o acıyı değiştirmiyor.

Siz hiç insanların taa gözlerinin içine baktınız mı?
Ben öyle herkesin taaa gözünün içine bakamam :) Hakeden var haketmeyen var canım aa :P :) Şaka bir yana gözlerinin içine bakarak konuştuğum sınırlı sayıda insan vardır. Onlar da çok yakınlarımdır tabi ki.

Siz hiç salıncakta sallanıp bulutları yakalamaya çalıştınız mı?
Hmm sanırım böyle birşey düşünmedim hiç. Çocukken düşündüysem de hatırlamıyorum. Ben genelde salıncakta biraz yükseğe çıktıktan sonra sallanırken kendimi atmayı severdim :) Uzağa fırlayıveriyorsun hemen. Çok güzel olurdu :) Gerçi gözünüzde canlandı mı bilmiyorum ama :) Bir de ayakta sallanmak favorimdi :) Yani böyle şeyler yapmaktan bulutlar aklıma gelmemiş olabilir :)

Siz hiç ayağınız takılıp düştüğünüzde kendinize bayılana kadar güldünüz mü?
Bunu birkaç defa yapmışlığım var :) Düştüğüm ortama göre de değişir hem. Bazı durumlarda gülemeyip kal gelebilir yani :) Düşünüyorum da çok uzun zaman oldu böyle düşmeyeli. Nazar değmesin tabi de :)

Siz hiç parmak yarışı yaptınız mı?
Evet, genelde kaybeden olurum :)

Siz hiç kafanızı su dolu bir kovaya koyup nefesinizi ne kadar tutabileceğinize baktınız mı?
Hayır. Hiç denemedim. Hatta aklımın ucundan bile geçmedi :) Ama hani filmlerde olur ya adamın kafasını tutup suya sokarlar işkence amaçlı :) O zaman düşünmüşlüğüm var acaba ne kadar dayanabilirim diye :)

Siz hiç ruh çağırdınız mı?
Ortaokuldaydım, bir kere arkadaşımda kalırken deneyecektik. Ama sonra vazgeçtik. Korktuk sanırım :)

Siz hiç altın günü yaptınız mı?
Hayır hem de hiç :)

Siz hiç pamuk şeker yerken elinize gözünüze bulaştırdınız mı?
Bulaştırdım tabi ki. Çünkü pamuk şeker öyle keyifli yeniyor :) 

Siz hiç bir gece yarısı uyanıp sevdiğinizin (kim olursa olsun) nefesini dinlediniz mi?
Evet. 

Siz hiç saatlerce köpük banyosu yaptınız mı?
Hayır. Henüz hiç denenmedi :)

Siz hiç çimlerin üstünde çıplak ayak yürümenin zevkini yaşadınız mı?
Evet ama bunu tekrarlamayalı çok uzun zaman oldu.

Siz hiç yağmur altında çılgınlar gibi koştunuz mu?
Eğer şemsiyem yoksa ve felaket bir yağmur yağıyorsa koşmuşluğum var. Ama keyif için hiç yapmadım bunu :)

Siz hiç bir günü hayıflanmadan geçirebildiniz mi?
Hayıflanmadan geçirdiğim günler de oluyor çok şükür :)

Siz hiç sesiniz kötü olsa bile bir şarkıyı bağıra bağıra söylediniz mi?
İtiraf ediyorum sesim çok kötü :) Ve buna rağmen söyledim :)

Siz hiç kendi takımınız yense bile karşı tarafla alay etmeden medenice tebrik ettiniz mi?
Takımdı, yenmekti, kaybetmekti pek alakam yoktur bu tür şeylerle :) Ama ilgilenseydim bunu yapabilirdim sanırım :)

Siz hiç yardımlaştınız mı?
Tabi kii :)

Siz hiç saatlerce beklemenize rağmen acelesi olduğu her halinden belli olan birine yerinizi verdiniz mi?
Birşey için saatlerce beklemedim hiç şimdiye kadar. Ama kendimce çok uzun süre beklemişken acelesi olduğu konusunda samimiyetine inandığım bir kaç kişi için böyle birşey yaptım.

Siz hiç cep telefonunuzu evde bırakıp dışarı çıktınız mı ?
Evde bırakıp hiç çıkmadım. Ama evde unutup çıkmışlığım çok var :) Ve bu benim için dünyanın sonu gibi birşey :)

Siz hiç "etraf ne der" diye düşünmeden bir kez olsun rahat hareket ettiniz mi?
Bazen çok umursamaz olabiliyorum. "Kime ne benim hayatım bu" diyebiliyorum. Bazen de tam tersi oluyor. 

Siz hiç gönlünüzce yaşayabildiniz mi?
Hayatımdan şikayet etmiyorum yanlış anlaşılmasın ama tamamen gönlümce yaşadığımı söyleyemem. Çünkü bazen etraf ne der konusunda umursamaz olamadığımı söyledim yukarda da. Bence insanın gönlünce yaşamasını engelleyen en önemli şey "elalem ne der" düşüncesi. Ama bunu aşmaya çalışıyorum ve önceki düşüncelerime göre başarılı olduğumu söyleyebilirim.

Daha önce bu mimi yapan çok kişi oldu. O yüzden tek tek mimlemiyorum arkadaşlar. Konusu gerçekten insanın hayatını nasıl ve kime göre yaşa yaşadığını düşündürten bir mim. Yapmak isteyen herkes yapabilir ve bana linki de yazarsanız ben de seve seve okurum :)

Sadece "kendi gönlümüzce" yaşayabilmek dileğiyle ... ♥