yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Ekim 2014 Perşembe

Yazar Mimi

yaz-(s)aklan-kaç'tan gelen bir mimim daha var.Teşekkür ederimm :)

Yazar ne demek?
Benim için iki türü var. Biri gerçekten profesyonel anlamda bu işi yapanlar. Ve bence bunlar da kendi içinde nitelikli ve niteliksiz olarak ayrılmalı :)
Bir diğeri de bunu iş yada meslek olarak yapmayıp sadece yazmak isteyenler.

Herkes yazar olabilir mi?
Bence herkes yazar olabilir. Ama özellikle de profesyonel anlamdaysa ne kadar başarılı olduğunu tartışmak lazım.Ben kelimelerle fazla oynayamam mesela.Biraz fazla gerçekçi olduğumdan kelimeleri mecaz anlamda kullanma özürlüyüm sanırım. Bir de bazı bloglar var ki.Onların yazdıklarıyla kelimeler başka başka anlamlara bürünüyor.Şimdi ben bir kitap yazsam o kişi de bir kitap yazsa, al işte ikimiz de yazarız. Ama hangimizin daha nitelikli ve başarılı bir eser ortaya çıkardığını tartışmaya bile gerek yok :)

Sen neden yazıyorsun?
Ben aslında yazmayı seven bir insan değildim. Moralimin bozuk olduğu bir dönemde içimi dökme amaçlı açtım bu bloğu.Ama sonra baktım ki burada ayrı bir dünya var ve kendimle ilgili birşeyler paylaşırken,diğer blogları okurken mutluyum.Böylece kendimden birşeyler yazmaya devam ettim.Sanırım bu şekilde paylaşmaktan mutlu olduğum için yazıyorum.

Beğenilmek ve okunmak hoşuna gidiyor değil mi? Sence bundan dolayı yazarlar megaloman olabilir mi?
Ne kadar beğenildiğimi bilemem tabi ama yorumlardan dolayı okunduğumu bilmek hoşuma gidiyor. Kimse okumazsa insanın boş bir odada kendi kendine konuşmasından ne farkı olur ki ? Evet yazarlar megaloman olabilir tabi ki.

Bir yazarla sohbet etmek nasıl bir duygu?
Eğer gerçekten bilgi birikimi olan bir insansa bence çok farklı bir duygu olabilir.Mesela bu sabah televizyonda bir programda Elif Şafak vardı.İki kitabını okudum ve hiç sevemedim bu yazarı. Ama konuşurken kendini ifade etme şekli o kadar farklı.Ne bileyim değişik oluyorlar işte.

Yazarların cinsiyeti var mıdır? Bir örnek verebilir misin?
Yoktur bence. Sonuçta hayal dünyalarında yarattıkları kahramanların etrafında bir dünya yaratıyorlar. Yazarın cinsiyetinin ne önemi var ki?

Yazmak senin için bir mesele midir yoksa bir meşgale mi?
Aslında gün içinde yapmayı en sevdiğim şeylerden biri bloğumda yazmak yada başkalarının paylaşımlarını okumak.Sanırım benim için meşgaleden bir tık fazlası.

En sevdiğin yazın hangisi?
Eğer öyküler,şiirler yada edebi olabilecek şeyler yazsaydım belki buna bir cevabım olurdu. Ama öyle şeyler yazmadığım için bakıp da ayy ne güzel yazmışım dediğim bir yazım yok :)

Yazdıklarının anlaşılırlığı ile ilgilenir misin?
Çoğu zaman aklımdan geçirdiğim gibi paldır küldür yazıyorum.Yayınlamadan son bir kere okuyorum ve karmaşık yada içimden geçeni tam olarak kelimelere dökemediğim yerler oluyor. O zaman siliyorum o kısımları mesela. Ama bazen de fazla takılmıyorum.Belli olmuyor yani.

xCoach mimlendin tatlım!! :))


11 Haziran 2014 Çarşamba

MIŞ-MİŞ-MUŞ-MÜŞ (Başlığımın kusuruna bakmayın içimden böyle geldi :))

Bir kaç yazarın hayatını okurken bunlara denk geldim. İlginç bulduklarımı yazıverdim hemen. Bu şahsiyetler hiç normal değilmiş valla. Belki de geride bu kadar güzel eserler bırakmak için bu kafada olmak lazım bilemedim :)

Shakespeare yazdıklarından kazandığından daha fazla geliri tefecilik yaparak kazanıyormuş.(Hiç oldu mu şimdi yaa. Tefecilik nedir Allah aşkına. Karizma yerle bir bence şu an :))

Charles Dickens dünyanın en tuhaf  uyku alışkanlığına sahipmiş.Yatarken yüzü mutlaka kuzey kutbuna bakacak uzanırmış. En fazla vakit geçirdiği yer kimsesizler morguymuş.(Bu neyin kafası bebeğim ya. Yat zıbar işte ne yapacaksın uyurken kuzey kutbuna bakıp.)

Sivil itaatsizlik teorisini ortaya atan Hendry David Thoreau nadiren banyo yapar, saçlarını neredeyse hiç taramaz ve yamalı giysiler giyermiş.(Bööğğ iğrençsin. O günlerce yıkanmamış yağlı ve keçeleşmiş saçlarını taraman imkansız zaten :))

Walt Whitman eşcinselmiş ve en büyük aşkı ABD Başkanı Abraham Lincolnmüş. Şiir yazmadığı yada ona duyduğu aşkı anlatmadığı zamanlarda banyo küvetinde içki içerek bağıra bağıra şarkılar söylermiş.(Wuhuu aşka bak aşka :))

Balzac'ın günde yaklaşık 50 fincan kahve içtiği söylenirmiş. Kahve yapacak birisi olmadığında kahve çekirdeklerini çiğnermiş.(Hadi 50 fincan kahveyi de geçtim.. Afedersin de yani, kalkıp da bir kahve yapamadın mı kendine çekirdekleri çiğniyorsun şekerim. Bu kadar da hazırcılık görmedim :))

Tolstoy'un 13 çocuğu varmış. 48 yıllık evliliğinin ardından karısına "Benim yaşımdaki insanların sıkça yaptıkları birşeyi yapıyorum. Son günlerimi tek başıma ve sükunet içinde geçirebilmek için dünyadan vazgeçiyorum" yazan bir not bırakarak evinin terk ettiğinde 82 yaşındaymış. Birkaç gün sonra bir tren istasyonunda donarak ölmüş.(Evet Tolstoy abimiz iyi çalışmış. 13 çocuk ne yaa. Yazmak dışında yaptığı tek şey üremekmiş zaar :) Ayrıca çok ayıp etmiş. Sen kaç senelik karına not bırakıp kaç. Herhalde canına tak etmiş olmalı. Böyle beddua alırsan donarak ölürsün işte. Müstahak sana diyeceğim de severim seni içim cız etti kıyamadım yine hadi neyse :))

Mark Twain bugünkü anlamda stand-up gösterilerini dünyada ilk defa uygulayan kişiymiş.Daktiloyla yazılmış olarak yayın evine teslim edilen ilk kitap onun Missisippi'de Yaşam adlı kitabıymış.

Oscar Wilde çocukluğu boyunca annesinin isteği üzerine kız kıyafetleri giymiş.(Vah yavrııımm kıyamam sana ya. Nasıl bir annedir, nasıl bir vicdandır bu oğluna kız kıyafeti giydirmiş. Zorla tercihlerini değiştirecek çocuğun :))

Jack London 5 yaşında içkiye başlamış, 40 yaşında ölmüş.(Vaay 5 yaş mı o_O Erken ölmek için güzel bir yöntem. En iyisini yapmışsın bebeğim fazla yaşayıp da ne yapacaktın sanki :))

Virginia Woolf konuşmayı çok severmiş ve bir seferinde 48 saat aralıksız konuşmuş. Bütün eserlerini ressam olan kız kardeşinin çalışma biçiminden ilham alarak ayakta durarak yazmış.(Allah aşkına Virginia bu neyin kafası hayatım? 48 saat kime konuştun gözünü sevdiğim? Kim dinledi seni bu kadar? Taş olsa çatlar yahu. Ayakta durarak yazmışmış özenti şey. Kardeşin ressammış la ressam. Ne diye ilham alırsın ki ondan. Otur yaz işte ne yazacaksan. Bence bu kesin ressam olmak istemiş ama yeteneği yokmuş. Kıskançlığından  böyle yapmış :))

Franz Kafka et yemeği cinayetle bir tutuyormuş.Vasiyetinde yakın arkadaşından bazı eserleri dışında kalan diğer eserlerini yakmasını istemiş. Ancak arkadaşı onun vasiyetini yerine getirmemiş.(Aferin adama bak takdir edilesi birşey yapmış. Başkası olsa ya vasiyeti yerine getirir yada bunları ben yazdım diye çıkardı piyasaya. Türk olsa kesin ikinciyi yapardı ondan eminim :))

Agatha Christie 36 yaşındayken ortadan kaybolmuş. 10 gün sonra sahte bir kimlikle bir otelde bulunmuş. Soranlara ise ne olduğunu hatırlamadığını söylemiş ve bu olay sır olarak kalmış.(Ne olduğunu çok feci merak ettim yaa.)

Umarım sıkılmamışsınızdır okurken :)