seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
seçim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Ekim 2014 Pazar

Öyle İşte...


Bugün herkesin birbirinin arkasından konuştuğu ama yüzüne güldüğü canım cicim dediği bir ortamdaydım. Baro seçimleri vardı. Yaklaşık 4 saat aynı ortamda bulundum ve gerçekten ağzım açık kaldı. Birkaç kişi yanımda bir aday için "aman o baro başkanlığı yapamaz,kalıbının adamı değil üç kağıtçının teki" diye konuştu. Bana fikrimi sordular. Kişiliği hakkında yorum yapacak kadar kimseyi tanımadığımı söyledim. 

Sonra arkasından attıkları adam yanımıza geldi. Konuşmalar aynen şöyle "ayyy harika bir konuşma yaptınız gerçekten hayran kaldık.Diğer aday halt etmiş.Gönlümüz sizden yana.Oylarımız da size" Sonra kakara kikiri muhabbet ettiler. Evet o an surat ifademi ben bile tahmin edemiyorum. Ya insan azıcık tutarlı olur.Fikrin neyse arkasında dur değil mi? Oyunu o adaya vermediysen yada vermeyeceksen yorum yapma.Hayırlısı neyse o olsun de geçiştir işte adamı.

Bu sadece küçük bir örnek. Sürekli böyle bir ortam vardı.Kimse gerçek fikrinin arkasında durmadı.Herkes muhabbet ederken karşısındakine göre belirledi tavrını. Bir o yana bir bu yana...Hayır anlamadığım şey de şu; karşındakine açıklama yapma zorunluluğun yok ki. Kimse sana oyunu kime verdin yada neden ona verdin demiyor. Durup dururken kendini açıklamanın bir de üstüne yalan söylemenin anlamı ne? Allahım hepsi mi aynı olur yaa. Daha önceleri tanışıp sevdiğim birçok insandan midem bulandı bugün.Nasıl bir karaktersizlik bu? 

İki adayın da konuşması upuzundu.Üstüne bir de belediye başkanı ve milletvekili konuşma yapınca cinnet geçirecek hale geldim. Adayların bir konuşmaları var.Sanırsınız ki bizim baro bütün Türkiye'yi kurtaracak.Bir vaatler bir vaatler.. 

O kadar uzun konuşuldu ki ara vermeden çok yaşlı bir avukat ön taraftan(ki büyük ihtimalle kulakları çok iyi duymadığı için nasıl fısıldadığının farkında değildi) kalktı yanındaki arkadaşına suratını buruşturup karnını tutarak "fazla sıkıştım" diyerek fısıldadığını zannederken mikrofonda konuşan kişi susmuş bulundu.Bizim oturduğumuz taraftaki herkes duydu ve kıkırdamaya başladık :) Aslında çok sempatik ve doğal buldum o halini,çok tatlıydı :)

Bu akşam haberi aldım.Yine aynı kişi başkan olmuş. Bu tantana da böyle bitti.Olan cumartesi günüme oldu yaa. Hiç dinlenmiş hissetmiyorum kendimi. Bugünden bana kalan uykusuzluk ve başağrısı oldu.

Yarın öğlene kadar uyuyup sonra da Serkan'la buluşup haftasonumu telafi edeceğim inşallah. Belki sinemaya falan gideriz.Dabbe'yi merak ediyorum da g*tüm yemiyor bir türlü afedersiniz ama :)

***

Az önce Friend 3.sezonu bitirdim. Hı bu arada yazacaklarım belki spoiler içerebilir baştan söyleyeyim de :) 

Rachel ve Ross'un ayrılmasına çok şaşırdım ya.Ben onların bütün sezonlarda hep birlikte olacaklarını hayal etmiştim. Chandler'ı her bölümde daha çok seviyorum. Ama bence sık sık giydiği o krem rengi gibi kumaş pantolonunu giymesin mümkünse.Ona ait gibi hissedemiyorum bir türlü.Hı bir de top sakal hiç mi hiç olmuyor ya :)

Dizide en çok takdir ettiğim şey insanların birbirinden ayrılma şekilleri. Biri sevgilisinden ayrılmak istediğinde "artık görüşmememiz gerektiğini düşünüyorum" gibisinden bir cümle kuruyor ve karşıdaki "anlıyorum. Sorun değil" ve benzeri şekilde karşılık veriyor. Biz neden yapamıyoruz bunu acaba? Neden bir çift ayrıldığında bir taraf için dünyanın sonuymuş gibi oluyor? Yada ayrılmamak için kendini paralıyor? Hatta ve hatta haberlerde duyduğumuz gibi durumu abartıp bıçaklayanlar öldürenler var. Ne tuhaf.. Aslında düşününce ayrılmak yada boşanmak biriyle birlikte olmaya karar vermek kadar olağan ve doğal birşey. Sanırım biz millet olarak bağlanmayı aşırı seviyoruz. Yada birlikte olduğumuz kişiyi bir başkasıyla düşünmek bile çıldırmamıza yetiyor. Aman neyse karışık işler bunlar :)

Aslında ben başka birşeyler yazmak için geldim ama nedense yazı böyle gelişti. Ne mi yazacaktım ? Sanırım toparlayamıyorum şu an.En iyisi burada sonlandırmak. 

Güzel bir pazar günü diliyorum hepinize. İyi geceleerr... Bu da pazar şarkımız olsun :)