Doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğum günü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2014 Perşembe

Uykuya Direniş

Çok uykum vaar. Bu ara kaç saat uyursam uyuyayım dinç kalkamıyorum. Kendimi 70lik teyzeler gibi hissediyorum sabahları. Çok uykum olmasına rağmen ve sabah bilgisayar başında geçirdiğim şu dakikaları hatırlayıp kendimi "pıçaklayasım" geleceğini bilmeme rağmen buradayım ve direniyorum. Ayy bu cümleyi kurarken yorulduuum :)

Sanırım 2 saate yakın bir süredir bugün yapılan paylaşımları okuyorum. Daha okumak istediklerim var ama  dayanamıyorum. Göz kapaklarım yerçekimine yenilmek üzere.

Bilgisayar başında olduğum süre boyunca Titania'nın önerisi üzerine dinlemeye başladığım Radyo Eksen'i dinliyorum. Çok hoş ve dinlenesi şarkılar çalıyor. Değişik, farklı.. Bazen de ergenliğimin en çekilmez dönemlerinde dinlediğim eski şarkılar çalıyor. Bir şeyler hatırlatıyorlar bana gülümsüyorum =)

Uykum var şikayetimden sonra şuna geçiyorum okuyucu. Karnım da aç. Ve hatta sanırım açlık sınırını da geçmiş olmalıyım ki midem gurultularla isyan ediyor. Şunu bekliyorum, her gece odanın kapısından kafasını uzatan annem bir gelse de hal hatır sorsa bana ne güzel olur   Ben de "acıktım sanki anne yaa" diye bir gönderme yapsam. Belki insafa gelir de bir şeyler hazırlar kızcağızına diye düşünüyorum. Ama yok. Bu akşam gelmeyesi tuttu. İş başa düştü yapacak bir şey yok. Bu gurul gurul sesle de uyunmaz ki.

***

1 Nisan şakamdan bahsedeyim bari gelmişken :) Şu an boynumda olan ve çok sevdiğimden bahsettiğim sevgili kolyeciğimi bana doğum günü hediyem olarak veren "Sonsuz"la -aa bak böylece isim de bulduum. sevdim ben bu ismi sevdim. Bundan sonra erkek arkadaşımın ismi Sonsuz olsun :)- telefonda konuşurken bir uyuzluk yapasım geldi. 

"yaaa inanmıyoruuumm" diye inandırıcı bir ses tonuyla "kolyem yoook" dedim. "Evde bir yere düşmüştür yaa, sabah bakarsın telaşlanma hemen" dedi. "Ya bulamazsam, çok üzüldüm yaa" şeklinde acıtasyona devam ediyorum. "Gider alırız aynısını bulamazsan, ne olacak ki olabilir, kaybolabilir" diyor Sonsuz da. 
O kadar da masum geliyor ki sesi. Kıyamam kii =) "Şaka yaptıım. Boynumda, kaybolmadı" diyorum sonra. "Küçük bir 1 Nisan yapayım dedim" diye gülüyorum. Sonra bir sessizlik...Sonra bir daha sessizlik.. Sonra bir daha...

İçimde bir korku. "Alo, alo aşkım orada mısın?" 
 "Sen benle dalga mı geçiyorsun Seda yaa. Ben bütün gün yorgunluktan ölmüşüm. Gecenin bu saatinde benle dalga geçmeye çalışıyorsun" şeklinde ciddi bir ses tonu. Ne diyeceğimi şaşırdım. O kadar gerçek ki o ses tonu. " Ya ne var ki bunda kızacak? Kızmadın değil mi sen de bana şaka yapıyorsun Aşkım. Biliyorum şakaa" derken "Tamam Seda ya konuşmak istemiyorum. İyi geceler sana" deyip kapatıyor telefonu suratıma. 

İçimden "yok canım kızmış olamaz. Böyle ufak bişey için kızılır mı? O da şaka yapıyor bana" diyorum. İnanmıyorum kızdığına ama ufak bir ihtimal var tabi. Ya cidden kızdıysa. Hemen arıyorum. Sonuna kadar çalıyor açan yok. Vallahi yok. Aha şimdi yandım diyorum kendi kendime. Hemen mesaj kutusuna dalıp "böyle basit birşeye kızdıysan beni çok üzdün bunu bil" yazıp heyecanla gönderiyorum. Gözüm de ekranda. Bir yandan da yok canım kızmaz diye kendimi teselli ediyorum.
Yihuuu arıyooor :)

Daha çaldığını görür görmez açıyorum. Kahkaha atıyor yaaa pislik :D "1 Nisan öyle değil böyle olur" diyor tabi beklediğim gibi. Sonra inandın mı inanmadın mı muhabbeti dönüyor bir süre :)
Ama bir an gerçekten o kadar korktum ki. Şaka olması için çok dua ettim içimden  


Ayy iyi ki var yaa seviyorum Sonsuzu =) Bugün birlikteydik 3 saat falan çay kahve keyfi yaptık. Sonra beni eve yakın bir yere bırakmaya çalıştı arabayla. Kimsenin görmeyeceği şekilde! Küçük yerde insanların fantezileri yüzünden böyle işkencelere maruz kalabiliyorsunuz. Ha birlikte dolmuşa binmişiz ha arabaya binmişiz. Akıllarına getirdikleri saçmalıklar yüzünden olan bize oluyor, deli oluyorum. Mahallede kaç tur attık müsait yer bulacağız diye :)

Özlüyorum yaa, haftada bir gün görüşmek çok aaazz. İşkence gibi hatta :) Ama olsun özlemek de güzel  

11 Nisan'da da sonsuzun doğum günü ve ne yapacağıma, ne alacağıma henüz karar vermiş değilimmm. Az da kaldı yaa. Bir erkeğe hediye almak kadar zor birşey olamaz sanırım.

Neyse ben kaçayım artık. Midemin gönlünü yapıp uyuyayım. İyi geceler, güzel rüyalar hepinize a dostlar  


28 Mart 2014 Cuma

1 Yaş Daha...


Dün 1 yaşı daha geride bıraktım. Geçen sene yurtta arkadaşlarımın yaptığı sürpriz dün kadar yakın oysa ki. Zamanın hızına yetişmek mümkün değil.

Düşünüyorum da 4 yıllık üniversite hayatımda doğum günümü hep yakın arkadaşlarımla geçirdim. Ve genelde yurda gelip, duştan sonra saçımı kurutmak için banyoya gidip, odaya döndüğümde odanın lambası kapalı,  masada üzerinde mumlarla bir pasta ve tabi ki oda arkadaşlarım.

Üniversite dönemimdeki doğum günlerimi hep böyle hatırlayacağım. Tam unuttular diye düşünürken nasıl da mutlu olurdum. Bu sürpizlerde değişen tek şey kişiler olurdu. Kimisi mezun olur, kimisi eve çıkardı.

Ama hep bu mutluluğu yaşayabileceğim insanlar oldu etrafımda. Bu konuda şanslı olduğumu düşünüyorum. Yurttaki arkadaşlarımla genelde birbirimizden hiç hoşlanmadık başlarda. Ama sonra herşey bir anda değişiverdi. Onlardan ayrıldığım zamanki üzüntü çok tuhaftı. Çünkü uzaktasınız ve her gün onlarla aynı odayı, dertlerinizi, mutluluklarınızı paylaşıyorsunuz. İkinci aile gibi bir şey. Birimizin hayatındaki sevinci hemen dışarı çıkıp bir şeyler yaparak kutlardık. Birimiz üzgünsek bu hepimizi etkilerdi.

Bu sene onlardan ayrıyım. En son İstanbul'a gittiğimde görüştük. Görüşmememizin de etkisiyle bu sene doğum günümü hatırlamadılar. Kızgın mıyım tabi ki hayır. Ama hatırlasalardı mutlu olurdum tabi ki. Herkesin kendi dertleri, telaşları var. Benim de bazen ayın kaçı olduğunun farkında olmayışımdan dolayı unuttuğum çok doğum günü olmuştur.

Yine de insan bekliyor. Hatırlanmak güzel şey çünkü.

Lisedeki en yakın 3 arkadaşım Burcu, Görkem ve Gülcan ilk kutlayanlar oldular. Onların yeri o kadar ayrı ki. Lisedeki dostluklar bir başka oluyor. Bir de ilkokul 1 den 8. sınıfa kadar aynı sınıfta okuduğum arkadaşım Pelin. Ortaokuldan sonra da dostluğumuz devam etti. Çok sık görüşemiyoruz ama buluşunca hep aynıyız. Sizi seviyorummm :)

Bu sene de ofiste kutladık doğum günümü. Burada bir gelenek var. Ofisin etrafında bulunan başka işyerlerinde çalışan, samimiyet bulunan herkesin doğum günü tek tek kullanıyormuş her sene. Mesela kutlayacağımız bir dahaki doğum günü Nisan'da. Kimsenin doğum günü atlanmıyor ve herkesin pastası kesiliyor :)

Ben de dahil oldum bu geleneğe artık. Dün kalabalık oldu baya. Dileğimi tuttum, mumları üfledim ve pastamı kestim :) Güzel bir ortamdı.


Geçen yılları düşünüyorum ve kendimi hala çocuk gibi hissediyorum. Geçen zaman beni olgunlaştıramıyor bir türlü :)

Ailemin, dostlarımın, sevdiklerimin ve tabi ki erkek arkadaşımın her zaman yanımda olacağını bilmek harika bir his. Allah kimsenin elinden sevincini de üzüntüsünü de paylaşacağı insanları almasın.

Bu arada erkek arkadaşımın aldığı hediyeyi hala bilmiyorum. Görüşemedik henüz. Çok merakettim ama söylemedi tüm ısrarlarıma rağmen. Akşama iş dönüşünde yine bizim kapıya uğrayıp verecek :) Babam görecek korkusunun verdiği heyecan süper (=

Çok uzun bir yazı oldu yahu. Gideyim artık ben :)