Gizli Anların Yolcusu'ndan sonra serinin ikinci romanı Bora'nın kitabı. Gizli Anların Yolcusunda anlatıcı İlhami iken bu romanda anlatıcı Bora bir diğer adıyla Bedrettin.
Romanda beni en etkileyen kısımlar Bora'nın çocukluğuna ait anıları ve aile yapısı, o toplumdaki insanların yaşam tarzları ve en önemlisi kadına karşı yapılan ikinci sınıf insan muamelesi. Annelere, kadınlara, kız çocuklara, kız kardeşlere yapılan baskılar, dayaklar, zorlamalar. Kız çocuklarının para karşılığı babası,dedesi yaşındaki adamlara satılması. Tüm toplum üzerinde etkili olan dini baskı, hocalar, imamlar, tabular... Bu kaosta büyümeye, yetişkinliğe yol almaya, cinselliği öğrenmeye çalışan iki çocuk. Bedrettin ve Recep...
Bora'nın öyle bir aile ve çevreden çıkıp bulunduğu yere gelmesinin aşamaları. Kimliğini gizleme çabaları. İlhami ile tesadüfen karşılaşmalarından sonra başlayan asıl macera. En sevdiği çocukluk arkadaşı Recep'le karşılaşmasından sonra alt üst olması.
İlhami ile Bora'nın, iki erkeğin birbirine duyduğu bağlılık, sevgi, aşk ne derseniz adına artık. Adı ne olursa olsun bizim düşünce kalıplarımızın sınırlarını zorlayan romanlar bunlar. Bu defa bunları Bora'nın ağzından dinliyoruz. Her ne kadar iki erkeğin birbirine duyabileceği aşk güzel anlatılmışsa da ben yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Yani bir aşk değil de sanki çıkar ilişkisi gibi yansıtıldığını hissettim bazen. Belki de alışıldık bir konu olmadığından öyle düşündüm.
Serinin 3. romanı Dönüş. Bu romanda da olaylar İlhami'nin kızı Derya'nın bakış açısıyla anlatılıyor. Henüz almadım. Kimileri aynı olayların farklı kişilerin ağzından anlatılması sebebiyle Dönüş'ün fazlaca tekrara düştüğünü 2. romanda bitirilmesi gerektiğini düşünüyor. Ancak ben yine de seriyi yarım bırakmak istemiyorum. Şimdilik Ayşe Kulin'e ara verdim ama Dönüş'ü de okuyacağım mutlaka.

