12 Haziran 2014 Perşembe

Trajikomik Sonlar-1 ...

Dün yazarların ilginç yönlerine ilişkin bir yazı paylaştıktan sonra onların nasıl öldükleri konusunda bir merak sardı beni. Çok ilginç ölümler var :) Neyse gülmeyeyim de başıma gelmesin :D Bir kısmını bugün paylaşacağım. Eceliyle ölenler neyse de bazıları yazık etmiş kendine yahu.

Euripides Makedonya Kralının köpekleri tarafından parçalanmış.

Christopher Marlowe gelen hesap üzerine çıkan bir bar kavgasında hançerlenmiş. (O kadar içmeyeydiniz siz de diyesi geliyor insanın. İç iç sonra hesap gelince çirkeflen yok yeaa :))

Thomas Chatterton 17 yaşındayken arsenik içmiş. Fazla tanınmadığı için ümitsizliğe kapılmış, öldükten sonra popülaritesi artmış. (Sabırdan yoksun bir şahsiyetmiş.Pek aceleciymiş haspam. 17 sin daha be. Ne acelen var :))

Lord Byron sıtma ateşini düşürmeye çalışan doktorlar tarafından öldürülmüş.

Percy Bysshe Shelley deniz yolculuğu yaparken boğularak ölmüş. Vücudu sahilde yakılmış. Sadece kalbi yakılmamış ve karısına verilmiş.(Iyyk okadar da değil yaa. Elimde bir kalp olduğunu düşündüm de şu an. Öğğ fırlatıp kaçardım sanırım :))

Balzac çok fazla kahveden boğularak ölmüş.(Ah be Balzac baba bir kahve sevdasına canından oldun iyi mi ? Az tüketeydin ya şunu. Bir günde 50 fincan kahve mi içilir? Nefes almadan içmiş zaar :))

Edgar Allan Poe beyninde yaşadığı akut tıkanıklık yüzünden ölmüş.

Tolstoy bir tren istasyonunda donarak ölmüş.(Bak yine sinirlendim Tolstoy deyince. Sen kaç yıllık karına bir not bırakıp kaç git. Ondan sonra donarak  ay neyse susuyorum :) Yalnız karısı feci beddua etmiş bence :))

Arthur Rimbaud sifilis kurbanıydı. Sağ bacağı kesilmiş, felç geçirmiş ve yavaş yavaş komaya girmiş.(En korktuğumdan. Yavaş yavaş acı çeke çeke ölmek :(

Lionel Johnson içtiği bir gece bar sandalyesinden düşerek ölmüş.(Bir adam varmış sandalyeden düşmüş ölmüş gibi. Bu ne yaa. Böyle ölüm mü olur :))

Sherwood Anderson bir kokteyl partisinde kürdanı yuttuktan sonra karın zarı iltihabı geçirmiş ve ölmüş.(Buna söyleyecek lafım yok.  Kürdan yenir mi yaa? Açken beni bile yer la bu :))

Jock London aşırı doz morfin alarak üremiden 40 yaşında ölmüş.

Vachel Lindsay dezenfektan içerek kendini öldürmüş.

Virginia Woolf ceplerini taşla doldurarak kendini Ouse ırmağına bırakmış. (Ölümü sağlama almış :))

Franz Kafka veremden ölmüş.

Maxwell Bodenhaim manyak bir bulaşıkçı tarafından silahla öldürülmüş.

Oscar Wilde menenjitten ölmüş.

Devamı başka bir yazıda... Görüşmek üzeree :)


18 yorum:

  1. AYY ÖLÜME GÜLÜNMEZ DERLER AMA:))BÖYLE YAZILIRSA KAHKAHALARLA GÜLÜNÜR...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutluluklar Sokağı
      :D Ben de güldüm bazılarına okuyunca dayanamadım :D

      Sil
  2. Lionel Johnson'a gülmemek için tuttum kendimi bayağı ama olmadı maalesef :D

    YanıtlaSil
  3. Ay kahve öldürürmüş sahiden :D
    Arsenik içilir mi ya sık kafana :D
    Kalp çizdiğimiz gibi bişey olsa alırsında kanlı bişey böööğğ midem bulandı :))
    Sandalyeden düşüp ölmek böyle ölüm mü olur yaaa :D
    Ay ne tuhaf ölmüşler ya :)
    Devamını sabırsızlıkla bekliyorum ;))
    Çok teşekkür ederim canım benim ya güldürdün beni :*

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Seyma Tanis
      İyiler hoşlar da biraz psikopatlarmış ya :D
      Devamı da yarın tatlım :)
      Ben teşekkür ederiimm :*

      Sil
  4. Thomas kendine yazık etmiş on yedi yahu daha :(

    Lionel'in ölümü hakkındaki düşüncene çok güldüm harbiden fıkra gibi :)

    Virginia ablanın ölümünün böyle olduğunu biliyodum hatta intihar mektubu bırakmış falan :(

    Balzac desen şaşırmadım günde elli kahve nedir yahu :/

    Bazılarınınki gerçekten trajik helede komaya girip yavaş yavaş ölen Arthur abi :((

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. D.S.K.
      Evet 17 :( Ne derdi varsa bu kadar hayatının baharında :)
      Yavaş ölüm en kötüsü. En büyük dileğim pat diye ölmek :D

      Sil
  5. Beni en çok üzen ölümlerden biridir Tolstoy'un ölümü ... Öyle birinin yaşamaması gereken bir olay

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. asena peker
      Bence de öyle. Çok şaşırmıştım okuduğumda. Belki de hiçbiri bu şekilde ölmeyi haketmedi...

      Sil
  6. Çok teşekkürler böyle enteresan bilgileri okumak hoşuma gidiyor...Desene çoğu b*k yoluna gitmiş...Neyse yattıkları yerde huzurla uyusunlar...Sevgiler....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Persephone
      Rica ederiim.
      Aynen öyle bak tam anlatan cümleyi sen söyledin. B*k yolu :D
      Amin canım.
      Sevgiler...

      Sil
  7. Balzac, Lionel Johnson ve Sherwood Anderson'a çok güldüm mü desem,ne denir ki ölüme de gülünmez :/ Ölümün ne zaman,ne şekilde geleceği belli olmuyor işte,ne diyeyim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mien
      Ölüme de gülünmez doğru ama ben güldüm vallahi.Doğruya doğru :D
      Aynen öyle tatlım.

      Sil
  8. Çok güzel bir paylaşım bu..Acayip dikkatimi çekti..Bunlardan sadece Virginia Woolf un ölümünü biliyordum; şizofren olduğu söylenir, bir türlü kafasındaki seslerin üstesinden gelemez, bir kaç kez ölmeyi dener ama kocası tarafından kurtarılır. Hatta kocasına ölmeden önce bir mektup yazar, çok etkileyici ;
    "Yine delirecekmişim gibi hissediyorum. Bu korkunç günleri atlatamayacakmışız gibi hissediyorum. Ve giden zamanı geri çeviremeyeceğim. Sesler duymaya başlıyorum ve konsantre olamıyorum. Bu yüzden yapmam gereken şeyi yapıyorum. Bana verebileceğin en büyük mutluluğu verdin. Kimsenin yapamayacağı şeyleri yaptın. Bu kadar şeyden sonra iki insanın birlikte daha mutlu olabileceğini sanmıyorum. Ben artık savaşamayacağım. Biliyorum, senin hayatını mahvediyorum, bensiz daha mutlu olacaksın. Görüyorsun bu mektubu bile doğru düzgün yazamıyorum. Okuyamıyorum. Hayatımdaki bütün mutluluğu sana borçlu olduğumu söylemek isterim. Bana karşı inanılmaz sabırlısın ve iyisin. Şunu söylemek istiyorum -aslında bunu herkes biliyor- eğer biri beni bu durumdan kurtarabilecek olsa bu sen olurdun. Her şey beni terkedip gitti ama senin iyiliğin hep benimle kaldı. Artık senin hayatını mahvetmeyeceğim. Kimse bizim seninle mutlu olduğumuz kadar mutlu olamazdı."

    Çok uzun yazdım ama paylaşmak istedim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Böğürtlen lim
      Teşekkür ederim. Mektubu bilmiyordum bak.
      Teşekkürler paylaşımın için. Gerçekten etkileyici bir mektup. Çok aşık olduğu halde çaresizliği akıyor cümlelerden. Kocasının bu mektuptan sonra yaşadıklarını çok merak ettim.
      En korktuğum şeylerden biridir şizofreni.
      Hiç de uzun değil. Severek okudum merak etme :)
      Hem bloğun amaçlarından biri de böyle bilgi paylaşımı bence :)

      Sil
  9. Cok güzel paylasimlar bunlar canim benim

    YanıtlaSil